23 Ocak 2009

Bu Yılın Görmezden Gelinenleri

81. Oscarlar için aday olan filmler açıklandığında sevinenler kadar üzülenler de oldu. Her yıl olduğu gibi bu yıl da birçok film ve birçok insan görmezden gelinmişti ne yazık ki, ve dünyanın her yerinden Oscar takipçileri aynı ya da farklı nedenlerle lanetler yağdırıp durdular web sitelerinde yaptıkları yorumlarıyla. (İngilizce olarak 'to snub' kullanılıyor böyle durumlarda, çok pis bir kelime, çok aşağılayıcı. Tonlaması tam anlamının hakkını veriyor.) Ne yazık ki her yıl olan bir şey, seneye de olacak biliyoruz.
İşte bu yılın en haksızca dışlananları:

1. "The Dark Knight" - En İyi Film, En İyi Yönetmen (Chirstopher Nolan), En İyi Orijinal Müzik: Tarihin en çok gişe yapan ikinci filmi olup, imdb listelerinde en üst sıralara yerleşip, milyonlarca hayranı olup, iyi eleştiriler alıp, 8 dalda da Oscar adayı olmuş bir film için yapılması terbiyesizlik denebilecek bir şey yaparak en önemli iki ödüle aday gösterilmedi "The Dark Knight" tüm desteğe, kampanyalara ve ödüllere rağmen. Şu anda Christopher Nolan'ın törene katılıp katılmayacağı tartışılıyor. Fakat Heath Ledger adına ödülü alması en olası insan o olduğu için, bu tepkiyi göstermeyecektir.

2. "Happy-Go-Lucky" - En İyi Kadın Oyuncu (Sally Hawkins): En İyi Orijinal Senaryo dalındaki adaylığıyla yetinen Mike Leigh filmi, Berlin Film Festivali'nden beri en çok başrol oyuncusu Sally Hawkins'in hayat dolu ve çocuksu performansı ile konuşuluyordu. Sally Hawkins, Altın Küre ile yetindi.

3. "Revolutionary Road" - En İyi Erkek Oyuncu (Leonardo DiCaprio), En İyi Kadın Oyuncu (Kate Winslet), En İyi Görüntü Yönetmenliği: Kate Winslet bu yıl birçok ödüle bu filmdeki performansı ile En İyi Kadın Oyuncu, "Reader"daki performansıyle ise En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde aday gösterilmişti. Fakat Akademi, çoğu zaman yaptığı Başrol-Yardımcı Rol karmaşasını yine yaparak Winslet'i tek dalda, fakat yanlış filmle aday göstermiş oldu. "Revolutionary Road" ile görmezden gelinip, başka bir filmdeki emeği ile ucundan kurtulan diğer isimler ise filmin müziklerini yapan ve "Wall-E" ile aday olan Thomas Newman ve "Reader" ile aday görüntü yönetmeni Roger Deakins. Ne yazık ki Leonardo DiCaprio'nun "Body of Lies" ile aday olacak hali yoktu.

4. "Vicky Cristina Barcelona" - En İyi Orijinal Senaryo: Woody Allen'ın dönüşü olarak söz edilen ve Altın Küre Ödülleri'nde komedi/müzikal dalında En İyi Film seçilen film, yalnızca Penelope Cruz'un oyunculuğu sayesinde listeye girebildi.

5. "Rachel Getting Married" - En İyi Orijinal Senaryo: Sidney Lumet'in kızı Jenny Lumet, beğenilen senaryosu ile aday olamadı. Filmi kurtaran aday isimse Anne Hathaway.

6. "Üç Maymun" - En İyi Yabancı Film (Türkiye): Türkiye Oscar'a hiç bu kadar yakın olmamıştı. Fakat ne yazık ki, daha da yakın olması gerekiyormuş. Nuri Bilge Ceylan, Altın Palmiye'si ile idare edecek.

7. "Everlasting Moments" - En İyi Yabancı Film (İsveç): Yabancı film adayları açıklandığında üzülen bir başka ülke ise İsveç oldu. Kendilerine "Let the Right One In" diyorum. (böyle de söz sanatı yaparım)

8. "Reader" - En İyi Makyaj: Bu kategorinin favorilerinden olan film, nasıl oldu da "Dark Knight"ı alt edip En İyi Film ve En İyi Yönetmen dalında aday olabiliyorken, en iddialı olduğu dallardan birinde dışarıda kalıyor, anlamak mümkün değil.

9. "Wrestler" - En İyi Orijinal Şarkı: Listeyi 2005'te olduğu gibi 3 şarkı ile sınırlı tutan Akademi'nin 12 "High School Musical 3" şarkısından birini bu kısacık listeye sokmaması iyi bir gelişme aslında. Fakat ne yazık ki, bunu yaparken birçok güzelim şarkıyı görmezden geldikleri yetmiyormuş gibi, favori gösterilen Bruce Springsten şarkısı "Wrestler"ı da dışlamışlar. Altın Küre alan şarkının Oscar'a aday bile olamaması geleneği birkaç yıldır devam ediyor.

10. "Indiana Jones and the Kingdom of Crystal Skull" - En İyi Sanat Yönetimi: Serinin yeni ve başarısız filmi, -John Williams'ın 2 yıl sonra ilk kez bir filmin müziklerini yapmasına rağmen- müzik dalında bile iddialı değildi. Tek iddialı olduğu dal, (En İyi Görsel Efektler kategorisinde kısa listeye kalamadığı için onu saymıyorum) En İyi Sanat Yönetimi idi. O da olmadı. Fazla bir şey kaybetmedik aslında.

En İyi Yabancı Film kategorisinde kısa listeye kalamayan "Gomorra"yı saymadım. O başlı başına bir skandal. Ama bir hafta öncenin skandalı.

Hep kötü şeylerden bahsetmek olmaz, dışlanan bunca isme/filme rağmen onların yerine yarışa dahil edilen bazı sürpriz ve sevindirici seçimler de yok değil: "In Bruges" (En İyi Orijinal Senaryo), "Frozen River" (En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Orijinal Senaryo) ve "Wanted" (En İyi Ses, En İyi Ses Kurgusu) gibi...

6 yorum:

triancula dedi ki...

ben hala gomorra'da kaldım desem.

ama gerçekten de revolutionary road resmen dışlanmış. gidip görmek lazım.

ayrıca vicky cristina barcelona gayet de "yalnızca altın küre"lik bi filmdi, son derece teğet geçen suya sabuna pek bulaşmayan (-mış gibi gözüküp) bişeydi, ha ama eğlenceliydi bu başka bişey.

penelope cruz'u bazıları hani "over-acting" bulsa da bence gayet de cadaloz, paçoz, pislik bir hatunu mükemmel oynamış. hiç şaşırmadım aday olmasına.

sally hawkins'in ben en azından aday olucanı düşünüyordum. ama mesela şaşırtıcı insanlar var oyuncular konusunda. mesela hiç aday olmasını düşünmezken marissa leo nerden geldi yeğa. ya da ben kendisini tanımıyorum ama hakkaten kimdir o, en yakın zamanda tüm filmleri izleyip yorumumu çakacağım.


ayrıca lütfen david fincher bu senenin şeyi olsun, coenleri. ehehe. kişisel görüşüm umarım hala sabit kalır filmleri izleyince de.

triancula dedi ki...

ayrıca, cristin scott thomas ablamızın da o beğenilen fransız filmdeki oyunculuğuyla aday olamaması bence en büyük olaylardan biridir. kadının zaten filmdeki fotoğrafları bile "ben iddialıyım ulan!11" formatındaydı.

bak ona da şaşırdım.

triancula dedi ki...

adeta içimi döktüm.

demin aklımdaydı da unuttum gitti,

revolutionary road atılmış yerine milk konulmuş. şanpen şanpen. yeter ulan.

the dark knight'ın elbete malum ama the reader bana iddialı gibi geliyor.

triancula dedi ki...

ehehhe, yalnız adaylarda cate blanchett'ı göremiyor muyum ne ehehe. geçen sene bence en süper andı ehehe.

Emre dedi ki...

tria n'aptın. sana 5 dakika içinde en çok yorum yazma ödülünü veriyorum. :)

hemen cevaplarımı veriyorum - ki zaten bu hafta boyunca yazacaklarımla daha uzun ve iğrenç detaylı şeyler de sölicem bu konularda.

"vicky cristina barcelona": en iyi filme aday olmasını bekliodum demedim zaten, "Orijinal Senaryo" dalında -ki genelde suya sabuna dokunmayan eğlencelik filmler, aile komedileri ve bağımsız filmler bu kategorinin favorisidir- aday olmasını bekliyordum dedim. Zaten Woody Allen'ın en iddialı olduğu konudur.

Melissa Leo: Hiç de nereden çıktı değil :) yaz aylarından beri Oscar yarışındaydı kendisi. Filmekimi'nde "Frozen River"ı seyrettim ben de, daha ilk sahneden kadında bir şey olduğunu anlıyorsun. Çok sevindim aday olduğunu gördüğümde.

David Fincher: Slumdog Millionaire'i çok sevdilerse En İyi Film'i versinler ama bence de En iyi Yönetmen David Fincher olsun! adamı Scorsese misali piçe çevirmeden bi kerede bitirsinler şu işi. Bu kadar sene aday göstermemeleri bile ayıp zaten.

son olarak, Cate Blanchett hayranı Akademi'nin bu sene kendisini sallamaması benim de sinsi kahkahalar atmama neden oldu. Ama daha ilginci bu yıl iki film yöneten, yönetmekle kalmayıp müziklerini yapan ve bir tanesinde oynayan Clint Eastwood'a s.ktrin çekilmesi kesinlikle. =)

triancula dedi ki...

aynnnnnen bak unuttum clint eastwood'dan bahsetmeyi. gran torino falan diyorlardı sanırım hiç adaylığı yok komik olmuş direk.

david fincher derken yalnız ben mesela zodiac'ın görmezden gelinmesine sevinmilştim onu peşin söylyim ama hakkaten ne se7en ne fight club ne diğerleri her daim görmezden gelindikten sonra bence bu kez iddialı.

slumdog millionaire şaşırtmamalı sonuçta akademi ve yabancı birlik farkı var ortada hani. ayrıca bi gelenek de vardı yok işte bilmem kaç senedir altın küreyi alan oscarı alamıyor diye. ki almasın da zaten.

senden istek postum olacak emre) ehehe. hayır aklıma geldi en iyi kim yapar dedim? emre dedim. şöyle ki,

"en kötü seçilmiş çıkış parçaları top 10"

tam senlik bir şey ve benim de direk ilgimi çekebilecek bir şey. bence bunu 2008 olarak da sınırlandırabiliriz. gerçi bu yılki çıkış parçaları fena da değildi hani ama mesela en basit örneği ticari açıdan violet hill viva la vida'nın daha altında kaldı - ki bana göre violet hill her türlü çakıyordu viva la vida'ya.

gibi.