geyik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geyik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2010

thebalkabaa Profil Fotoğrafı Yarışması 2010

Aylar önce sosyal medyada profil fotoğrafı olarak kullandığım -ve en yenisi 1.5 yaşında olan- fotoğraflarımın aleyhine olan yorumlar sonucunda yarattığım ve gelenekselleştirmeyi düşündüğüm thebalkabaa Profil Fotoğrafı Yarışması'nın ilki sonuçlandı. Jüride benden başka kimsenin bulunmadığı, katılımcı sayısının bir hayli az olduğu, ödüllerinse küçük olduğu yarışmanın ileriki yıllarda daha önemli bir aktivite haline gelmesini umuyor ve tüm katılanlara teşekkür ediyorum.

Yarışmaya 3 kişi tarafından çekilen 50'den fazla fotoğraf katıldı. Finale 5 fotoğrafı ile Cihan Avcı, 3 fotoğrafı ile Işıl Demir ve 2 fotoğrafı ile Canan Sayitoğlu kalırken; zaten katılımcı sayısının "3" olmasından dolayı kesinlikle belli olan ilk 3'e kalacak isimlerin sıralama aşamasına geçildi. (ki bu aşamada fotoğraflara isim de verdim, maksat şirinlik olsun.)

Yaptığım değerlendirmenin sonuçları şöyle:

Birincilik Ödülü: "It's Complicated" (Işıl Demir - 30 Ocak 2010)

İkincilik Ödülü: "But I Really Want to Direct" (Cihan Avcı - 7 ocak 2010)

Üçüncülük Ödülü: "Dinette" (Canan Sayitoğlu - 13 Ocak 2010)

Mansiyon: "Red Riding Hood" (Cihan Avcı - 7 Ocak 2010)

Ocak 2011'de, 2. Geleneksel thebalkabaa Profil Fotoğrafı Yarışması'nda görüşmek üzere...

1 Ekim 2009

Dünden Bugüne Penguen Kapakları

2002 yılında Selçuk Erdem, Bahadır Baruter ve Erdil Yaşaroğlu gibi üç efsane ismi biraraya getiren bir mizah dergisi olarak karşımıza çıktığında, henüz ne Yiğit Özgür'ü, ne Ersin Karabulut'u, ne de Serkan Altuniğne'yi tanıyorduk doğru düzgün. Cem Dinlenmiş, Cihan Ceylan, Uğur Gürsoy gibi isimler ortada bile yoktu. 7 yıldır özellikle gençliğin en sevdiği mizah dergisi olan Penguen, hemen hemen her hafta efsane bir kapakla çıktı bugüne kadar.

Bu hafta 367. sayısı çıkan derginin, 365 sayısındaki kapakları kişisel arşivimin tozunu almak bahanesiyle tek tek inceledim ve beni en çok güldüren, en sevdiğim kapakları seçtim. Karşınızda Dünden Bugüne En Güzel Penguen Kapakları...

Kişisel Mansiyon: 19 Mart 2009, No: 339. 2009 yerel seçimleri öncesi, "İşsizlik oranı, Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamına ulaşarak rekor kırdı!" üstyazısı ile AKP'nin seçim sloganını kapağa taşımış Penguen. "Sen Türkiye'sin, Çok Düşünme Bunları..."

10) 4 Ağustos 2005, No: 150. TDK'na laf sokan bir kapak. "Türk Dil Kurumu, uzaya gidecek ilk Türk'e astronot yerine 'Gökmen' denmesine karar verdi..." , "- Ankara, roket ateşleme sisteminde problem var... / - Lütfen Gökmen, roket diil patlangaç ayrıca problem yok sorun var! diyeceksin... Kullandığın sözcüklere dikkat et!.. / - Ebenizi zikiim ulan sizin.. / - Kınıyorum seni Gökmen!.."

9) 18 Ocak 2007, No: 226. Radikal Gazetesi'nin konuk editör uygulamasına gönderme yapan kapak. "Bu haftaki kapağımızı Tayyip Erdoğan hazırladı..." ve "Tayyip Erdoğan'ın PENGUEN'i" üstyazıları ile...

8) 26 Mart 2009, No: 340. 2009 yerel seçimleri haftası, ülkem insanının akıllanmayacağını öngören bir kapak. Seçim mühürleri ve "Evet", "Evet", "Evet Evet", "Oh Evet", "Devam Et Bebeğim", "Daha Hızlı", "Ohhh!"...

7) 21 Haziran 2007, No: 248. ABD'nin Ortadoğu politikasını eleştiren bir kapak. "ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi tıkır tıkır işliyor. Lübnan ve Irak'tan sonra şimdi de Filistin'de iç savaş başladı..." üst yazısı ve bir pankart üzerinde "Çatışan Taraflara Başarılar Diliyorum - George W. Bush"...

6) 22 Haziran 2006, No: 196. Kapağımızın hedefi TRT. "TRT, domuzlu çizgi filmleri yasakladı..." üst yazısı ile konuşan domuzlar: "- Arkadaşlar, memleketi ele geçirme planımız TRT'nin çizgi filmlerimizi yayınlamama kararıyla suya düştü... / - Süper plandı halbuki..."

5) 5 Şubat 2009, No: 333. Başbakanımızın "One minute" hadisesini işleyen kapak. "Tayyip Erdoğan Davos'a damgasını vurdu..." üstyazısı ve "World Economic Forum - Okuyana Korum"...

4) 23 Ağustos 2007, No: 257. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı ve Köşk'te türban tartışması gündemde. "Modacı Atıl Kutoğlu, cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'ün türbanını modernleştirmek için 10 yeni tasarım yapıyor..." üstyazısı ve inanılmaz bir modernleştirme yorumu.

3) 24 Şubat 2005, No: 127. Tayyip Erdoğan'ın Penguen karikatüristlerini mahkemeye vermesine (ve davayı kaybetmesine) neden olan efsanevi Tayyipler Alemi kapağı. Kapak, üstyazıda da belirtildiği gibi karikatürist Musa Kart'ın 'Tayyip Erdoğan Kafalı Kedi' çizdiği için ceza almasına bir tepki olarak hazırlanmıştı.

2) 16 Temmuz 2009, No: 356. Alperen Ocakları üyesi bir grubun Vakit Gazetesi'nin provokasyonu sonucu İdil Biret Konseri'ni basmasına tepki gösteren kapak. "Vakit Gazetesi'nin 'mukaddes mekanda içki içiliyor' diyerek kışkırttığı Alperen Ocakları üyesi bir grup, tekbir getirerek İdil Biret'in Topkapı Sarayı'ndaki konserini bastı." üstyazısı ile Vakit Gazetesi'nin Kültür-Sanat sayfası. "Haftasonu Nereye Saldıralım?", "Bienal Yaklaşıyor Hazır mısınız? Odunlar Biletix'te", "Tatilde Yakılacak Kitaplar", "Rock'n Coke'daki Dayaklık Gruplar"...

1) 30 Ekim 2008, No: 319. İnternet sansürüne tepki. "Sonunda internet mahkeme kararıyla komple yasaklandı." üstyazısı ile bir Google sayfası. "T.C. Google Arama Motoru Müdürlüğü", "Arama Formu", "1. Aramak istediğiniz sözcüğü yukarıdaki kutuya okunaklı olarak yazınız. , 2. Bu sözcüğü bulmanız halinde ne amaçla kullanacağınızı ayrıntılı bir şekilde anlatınız. , 3. Daha önce bu sözcüğü aradınız mı ya da ailenizde arayan var mı, belirtiniz."

Nice 365 kapaklar dileğiyle...

24 Ağustos 2009

Facebook Geyikleri #2: "My Life According to an Artist"

Pek güncel olmasa da, geçtiğimiz aylarda ortaya çıkmış ve hızla yayılmış bir Facebook geyiğinde sıra. Konuyu ortaya çıkarmamın nedeniyse, yazacak bir şey bulamamış olmam değil, Fikret'in bu olayı bloguna taşımış ve beni 'mimlemiş' olması.

Olayımız, sevdiğimiz bir grubu/sanatçıyı (tercihen birden fazla albüme sahip ve tüm şarkı isimlerini bildiğiniz bir tanesi) seçmek ve listenizi oluşturacak sorulara o grubun/sanatçının şarkı isimleriyle cevap vermek. Tabii ki bir de her zincirde olduğu gibi arkadaşlarımızı da bu belanın içine sürüklemeyi ve bizi bu zincire dahil edeni haberdar etmeyi de unutmuyoruz.

İlk defa 17 Temmuz'da, "My Life According to Panic at the Disco" şeklinde oynamıştım bu oyunu. Değişiklik olsun diye burada da "My Life According to Muse" olacak konu başlığımız. Bu seferlik, İngilizce için özür dilerim.

Are you a male or female? Plug in Baby
Describe yourself: Citizen Erased
How do you feel: Feeling Good
Describe where you currently live: City of Delusion
If you could go anywhere, where would you go: Muscle Museum
Your favorite form of transportation: Falling Down
Your best friend is: Assassin
What's the weather like: Butterflies and Hurricanes
Favorite time of day: Starlight
If your life was a TV show, what would it be called: Stockholm Syndrome
What is life to you: Shrinking Universe
Your fear: Knights of Cydonia
What is the best advice you have to give: Time Is Running Out
Thought for the Day: Thoughts of A Dying Atheist
How I would like to die: Apocalypse Please
My soul's present condition: Hysteria
My motto: Megalomania

8 Mart 2009

Facebook Geyikleri #1: "Debut Album Cover"

Pek çoğunuzun bildiği üzere, son günlerde -özellikle müzikle ilgili olan- insanların Facebook profillerinde görmeye başladığımız bir geyik çıktı ortaya. Çıkaracağı ilk albümün kapağını görmek isteyen, şansa ve tesadüflere inanan ve geyikleri seven bir insansanız denemeniz gereken bir şey. Grubunuzun adını, albümünüzün ismini ve albüm kağak fotoğrafınızı tamamen rastgele seçmenizi sağlayan ve ortaya çıkan her türlü kombinasyonun güldürme ve/veya "oha bu kadar denk gelebilir" dedirtme garantisi olan bu yeni trend; beni ve arkadaşlarımı da geçtiğimiz hafta esir aldı.


Öncelikle bilmeyenler için olayın nasıl gerçekleştirilebildiğini kısaca özetlemek gerek:
1) Wikipedia'dan rastgele bir başlık seçilir. Bu başlık grup isminiz olur.
2) Quotationspage'den rastgele quotationlar'a bakılır. Sonuncusunun son 4 ya da 5 kelimesi albümünüzün ismi olur.
3) Flickr'ın rastgele sayfasına gidilir. Sayfadaki üçüncü fotoğraf albüm kapak fotoğrafınız olur.
4) Tüm bunlar teknolojik kabiliyetinize göre photoshop ya da daha ilkel metodlarla birleştirilir.
5) Facebook'ta paylaşılır ve buna güleceğini düşündüğünüz tüm boş arkadaşlarınız tag'lenir.

Bu yazımın çeşitli yerlerinde benim yarattığım ilk albüm kapağımı ve sonrasında olay hoşuma gittiği için sıkıldıkça yineleyerek ortaya çıkardığım çalışmalarımı görüyorsunuz. (Yorumlar aracılığıyla hangisinin en iyi olduğunu paylaşabilirseniz, gerçekten albüm çıkardığımda karar vermem kolaylaşır :P)

Son olarak, tüm tanıdıklarımın yarattıkları arasında beni en çok güldüren albüm kapağına da yer vermek istedim. (Copyright, Burak Durmaz, 2009)

16 Haziran 2008

Becoming Senior...

Bir yıl daha geçti. Üst sınıftan arkadaşlarım diye bir şeyin kalmayacağı, derslerin sayısının azalıp, gelecek planlarının yeniden gündeme oturacağı bir başkasına bırakmak üzere terkediyor bizi. Korkuyorum.

Geçtiğimiz yıl ne kadar güldüğümüzü, ne kadar eğlendiğimizi düşünüyorum sonra. Bunlar yaşanmasaydı çekilmeyecek, bunlar olmasaydı geçmeyecek bir yıl. Ve bunlarsız gelmeyecek bir gelecek.

Bakalım kim, ne demiş 2007-2008 eğitim-öğretim yılında.

Derslerden SPS303 - Law and Ethics:
> "Mehmet Sağır" (Hocamız Mehmet Ağır demeye çalışıyor.)
> "Engli-engli-engli-engli-engli-engli-engli-engli..." (English demeye çabalıyor.)

Derslerden HUM212 - Major Works of Modern Art:
> "Is it a dog, is it a wife, is it a picnic tube?" (Monet'nin bir tablosundaki belirsiz cisim hakkında)
> "It is really really really really really really, i mean REALLY far. If you wanna go away, go to Tahiti, you cannot go any further." (Hocamız Gauguin'i destekliyor)
> Hoca: Guess the name of this painting... Come on, what is on it?
Sınıftan ses: Christ?
Hoca: Hmm. No, but you are in the same range of people.
("The Prophet" adlı tablo üzerine)

Derslerden MS302 - Stochastic Models in Operational Research:
> "Chill out." (Kerem'e)
> "Sometimes you shouldn't be that brave." (Almul'a)
> "You guys scare me time to time."
> "Olay böyle bir noktaya gelince, artık susacaksın, başka yapacak bir şey yok. Konuştukça batıyorsun." (Kerem'e)
> "Benim içim rahat etmiyor sana bulaşmazsam. Neyse, ismin de kolaymış, onu da öğrendim." (Kerem'e)
> "Ben şaka yapabilirim, siz gülemezsiniz. ... Şaka, şaka!"
> "Ben zamanında "mrb hcm" diye mail almış insanım. Tamam anladık, sesli harfleri sevmiyorsunuz da, çüş denilen bir şey var.

Derslerden MS304 - Adı neydi..
> "Ama hep aynı insanlar kendi aralarında konuşmasın olur mu? Biraz da farklı insanlar kendi aralarında konuşsun."
> "Bu şimdi integer programming örne... Aaa! İngilizce! Sorry. This is an integer programming example."
> "Sıfırbirikiüçdörtbeşaltıyedise...(nefes alır)...kizdokuzononbironiki..."
> Hoca: Bunu Şafak sormuştu.
Şafak: Yoo, hayır.
> "Feasimal"
> "Yıllarca, yüzyıllarca, ışıkyıllarınca uğraşır, yine de çözemez."
> Hoca: Bu çok önemli bir şey, bu yüzden lütfen bir dakika... (üzerinde düşünün demek isterken)
Sınıftan ses: Saygı duruşu?
> "Aa burada da Mitsubishi. Burada da Mitsubishi. Demek ki onların Mehmet'i gibi bir şey bu herhalde."
> "GAMSız hayat olmaz" (Hocamız GAMS programının önemini anlatıyor)
> "Bugünün goodyleri bunlar."
> "Programa "Mustafa bak birazdan Ahmet gelecek" diyorsun, Ahmet geliyor. Onun gibi.. Deklare ediyorsun."
> "Bugüne kadar çok fazla sağa ya da çok fazla sola vurmuş olabilirim ama hiçbir zaman sağ gösterip sol vurmadım."
> "Haaaaaaaaaaaayııııııııııııııırrrrrrrrrrr!" (Hocamız dosyayı save etmeyi unuttuğunda)

Derslerden MS307 - Work Analysis and Design:
> "Who got the horses, are now in Üsküdar."
> "There is a joke about this: Two man talk. "How is your wife?", "Based on what?" "
> "Unnnnnnnnnnnbelieveable.."
> "When I was in Puerto Rico..."
> "I did disturb them I guess." (Dışarıdan geçenlerin sınıfın kapısını kapaması üzerine.)
> "There are people doing it, but they don't work in industries, they work in circuses."
> "If you be this slow in the exam, don't cry for me argentina."

Derslerden MS303 - Decision Economics:
- "Sizin 5 dakkanız kaça?"
- ".... is optimizing." (Hocamızın facebook iletisi.)

Derslerden MS305 - Simulation:
- "Kontünyuslu"
- "Let me make a remark."
- "Edvençıt"
- "Senin adın neydi ya hep unutuyorum? Apu, apul, apungaç?" (Hocamız Almula'nın ismini hatırlamaya çalışırken)
- "Kerem, yaşam enerjimi içimden çekip çıkarıyorsun ya!"
- "Almula sen kalk oradan! (Amfiden iki kişi kopar.) Noldu yine mi yanlış söyledim?

Derslerden MS401 - Production and Service Systems Operations:
- "Previously on Lost." (Hocamız son derste yaptıklarını tekrar etmeden önce)
- Hoca: What is the reason of doing this?
Kızın biri: Yannız Türkçe söliceaamm. Trendini daha efficient olarak forecast edebilmek için olabilir mi?

Ve biz:
> "Yok yok, bu Google'dakiler kesin bana yazıyor." - Nilay
> "Şahan Irmak" - Sezin
> "Liu Cong Meng bile CEO oluyo, biz olamıyoruz be Nilay." - EMR.
> "Ömer Seyferttin galaksileri" - Sina
> "Ama seks yani..!" - İsmini vermek istemeyen izleyici
> "Çizgili giymeye cesaretin var mı?" - Kerem & Almul
> "Olm aynı şey deil. Sen bir mühendis parçasısın. Bense tanrıyım." - Fikret'in ego patlaması
> EMR.: Haftaya haftasonu işin yoksa bi Brad Pitt falan yaparız. (Assassination of Jesse James'e gideriz anlamında)
Işıl: Ben de isterim, keşke Brad Pitt'i yapsak.
> (Fikret'e facebook rakı sofrasından acılı ezme yollamam üzerine)
Fikret: Ama ben acılı ezme sevmem ki.
EMR.: Aaa başka bir şey yollayalım hemen.
Fikret: Ama ben rakı da sevmem.
Fikret: Neden o sofrada olduğumu bile bilmiyorum.
> "Şu anda gelecek için plan yapamıyorum." - Nilay (evine koltuk getirecek mobilyacılara telefonda)
> "Giresuun, Öööö, Zonguldaaak, Giresuuun, Ay ay ay! Eee, Eee!, Giresuuun, İiii, Rizeee! - Nilay (soyadını kodluyor)

İyi tatiller herkese..

4 Mart 2007

Sayılar!


Her şey, 3 Ekim 206 Salı gecesi SGM'deki Mor ve Ötesi konserinde başladı. Her şarkı arasında "Yirmiüüüüç!" diye bağıran çocuğu duyan herkes grubun "23" adlı duygusal şarkısını istediğini sanıyordu. Oysa gerçek çok farklıydı.

Cuma günü Nautilus'ta 23 saplantısı hakkındaki, "Salak ile Avanak'tan tanıdığımız Jim Carrey'nin oynadığı" "Number 23"ye bilet alırken, sayının benim de peşimde olduğununun çaresizce farkına vardım. Gişedeki güzel bayan, "23, 19.15'e iki öğrenci" istek cümleme "23 ytl." şeklinde cevap vermişti çünkü. - ki aynı cümle Nautilus'un bilet fiyatları konusunda da "oha falan olmama" neden olmuştur.

Film gerçekten abartılmış bir 23 saplantısı üzerine. Jim Carrey ve yönetmen Joel Schumacher'in isimlerindeki toplam harf sayısı da; başrol oyuncuları Jim Carrey ve Virginia Madsen'in isimlerindeki toplam harf sayısı da filmdeki birçok şey gibi 23'e eşit.

Fakat bu 23 olayı akıllara başka sayıları da getirmiyor değil hani. Çok sevgili dizimizdeki o sayılardan bahsediyorum tabii ki. 4 - 8 - 15 - 16 - 23 - 42!

Fakat korkarım "Number 23", bizim meşhur sayılarla ilgili çevrilmiş olan ilk film değil... Hatta kendisi serinin sonuncusu! "Four Brothers" (2005), "8 Mile" (2002), "15 Minutes" (2001), "16 Blocks" (2006), "Number 23" (2007) ve "Hitchiker's Guide to the Galaxy"deki 42 fenomeni.. Sanırım "Hepimiz ölüceez!".

Ayrıca SU gençliğinin hayatındaki bir başka "sayı"ya değinmeden olmaz: 7! Toplayın bakalım yanyana duran yurt binalarını! B1-B6, B2-B5, B3-B4, B7, B8-B9 (17), A1-A6, A2-A5, A3-A4... Ayrıca "Sabancı" kelimesinde sayın bakalım kaç harf var!

22 Ocak 2007

"Matematik yeni bir deterjan mı?"

Türk Dil Kurumu'na göre, "Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı, riyaziye." demek kendileri.
90ların bir televizyon reklamına göre "yeni bir deterjan"...
Penguen'in köşesine göre ise muhtemelen "insanın kendine yakışanı giymesi"...
Öğrencilere göre ise sayısal bir ders...
Çoğuna göre 'kazık' bir ders...
Bazılarına göre ise çok sevdikleri bir 'şey'...

Fakat aynı bazıları (hatta "ben Matematik Yan Dal yapıcam!" diyenlerine de rastlanmıştır) gün gelir de çok sevdikleri o 'şey'den hiçbir şey anlamamaya başlayınca; anlıyorlar ki, o çok sevdikleri 'şey' aslında yapabildikleri ve anlayabildikleri için çok sevdikleri bir 'şey'miş.

Bu bazılarının mühendis olanları, mümkün olduğunca sözel ders ağııklı bir ders programı yapıyorlar üniversitede kendilerine; ya da sözel sandıkları derste bir kereliğine 'türev' lafı geçtiyse isyanı basıyorlar.

Test edilip onaylanmıştır. : )

Aslında 'Matematik', birazcık espri anlayışı olan bir insan için anlamadığı zamanlarda bile eğlenceli olabiliyor. Espri anlayışı olan matematiği kıt insanlar ise birkaç kategoriye ayrılıyor:

1) "Mutluluğu uzaklarda aramayın, belki de çok yakınınızdadır." felsefesini benimseyen optimistler. (Böylelerinin "discrete math"ta pek zorluk çekeceğini sanmıyorum ama, işler "continous" olduğunda n'olur bilemem.)
2) "İşaretleri dışlamamak lazım, onların da duyguları var." diye düşünen romantikler -ki nadiren şanslı olanlarına da rastlanmaktadır.









3) Her kelime oyunu fırsatını değerlendiren fırsatçılar. Bu tiplerin hayalgücü bir hayli geniş. Her ne kadar "Very funny!" şeklinde aşağılanma olasılıkları olsa da, kıvrak zekaları nedeniyle takdir edilmeliler bence.
4) Örneklerden bir şey anlamayıp, taklit yeteneklerini espri anlayışlarıyla birleştiren taklitçiler. Gözlem yetenekleri bir hayli kuvvetlidir bu arkadaşların. Hayatın bir başka dalından örnek vermek gerekirse "chicken translation" yapar bu tipler.

Matematik komik bir şeydir. Yeter ki hayal gücünüz ve espri anlayışınız buna yetsin!

Bu kadar da özlü söz üretirim ;)