müzikus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzikus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2010

KoroSU'dan "Time"...

2005’ten bu yana bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyduğum; bana onlarca arkadaş, repertuarıma onlarca şarkı, hayatıma ise eşsiz bir deneyim katmış olan Sabancı Üniversitesi ÇokSesli Pop ve Rock Korosu, nam-ı diğer KoroSU, bu yıl 7. konseri “Time” ile 17 Mayıs Pazartesi günü SGM’de sahne alıyor.

2004 yılında Müzikus bünyesi altında Sezen Aksu Korosu adıyla kurulan ve önce sanatçıyta adanmış bir koro, ardından bir müzikal ile adından çokça söz ettirmiş oluşum; benim üyeleri arasına katıldığım 2005-2006 sezonunda Nihan Aydın, Aslı Uzun ve Toros Energin adlı ultra başarılı üç öğrenci tarafından çalıştırılmaya başlanmıştı. O yıl konseptini de “Hepsi Burada” olarak belirleyen, Sezen Aksu şarkılarının ötesine geçerek yerli-yabancı, pop-rock demeden herkesin eşlik edip coşabileceği şarkılarla izleyenlerin karşısına çıkmıştı. Sonraki yıl ise Dünya Kızılçay’ın çalıştırıcılığı ile film müzikleri konsepti ile devam etmişti. Bu yıl üçüncü kez yetenekli müzisyen Doğan Kospançalı tarafından çalıştırılıyor KoroSU. Son üç yıldır, önce “Sound of Silence”, sonra ise “Because” ile kalitemiz gittikçe yükselmekte. Çoksesli düzenlemeler ve kolajlar ile dinleyenler daha da şaşırmakta.

17 Mayıs gecesi “Time” ile zamanı durduracak KoroSU bir kez daha. Abba, Beatles, Coldplay, Madonna, maNga, Metallica, Michael Jackson, Muse, Sezan Aksu ve çok daha fazlası aynı 2 saatin içinde, aynı sahneden, aynı insanlar tarafından çalınıp söylenecek. Her zamanki kadar eğlenceli, yer yer duygusal bu konseri kaçırmayınız.

Afiş tasarımı için sevgili davulcumuz Mert Süha Öner’e, birbirinden sevimli fotoğraflarımız içinse Cihan Avcı’ya teşekkür ediyor; görevi ben ve arkadaşlarım Canan ile Işıl'dan devralarak KoroSU’yu bütün bir yıl idare eden Cemre Kaya, Ezgisu Biber ve Nurşah Emel’e ellerinize sağlık diyorum. Ve tabii ki Doğan Kospançalı’ya çok şey borçlu olduğumuzu ekleme gereği duyuyorum.


2 Mayıs 2010

Mayıs Ayı, Müzikus Ayı!

Sabancı Üniversitesi Müzik Kulübü, nam-ı diğer Müzikus tüm üretkenliği ve kalitesiyle, gelenekselleşmiş Mayıs Ayı etkinlikleri ile bu ay yine karşımızda olacak. Tür farkı gözetmeden kaliteli müziği yıl boyunca Sabancı Üniversitesi öğrencileri ile buluşturan, ve bunca yıl bir parçası olmaktan gurur duyduğum kulüp, Mayıs ayını yine kendi projelerine ayırıyor.
3 Mayıs Pazartesi - "Devâ-Saz": "Müziğin birleştirici özelliğinden yola çıkarak, aynı vatan üzerinde çağlar boyunca birlikte yaşamış olan toplumların yaralarını sarmak; ilişkilerin sertleştiği, kardeşliklerin unutulmaya başlandığı günümüzde, özün insan, insanın da aynı öz olduğunu vurgulamak adına kolları sıvıyoruz." diyor Devâ Saz üyeleri. Yurdumuz topraklarından geçmiş onlarca farklı kültürün çaldığı, söylediği müzikleri; kampüste iyi müzik yapan herkesin emeği ile SGM sahnesinde buluşturan "Avam Garde"ın izinden giden projenin de mimarı Müzikus ve Sabancı Üniversitesi'ne çok şey katmış olan mezunlardan Kemal Arslan.

6 Mayıs - Neşeli Günler Kumpanyası 5. Yıl Özel Konseri: 2005 yılından beri gerek sahnesi, gerek kostümleri, gerekse müzisyen trafiği ile dikkat çeken bir proje olarak, 70'li yılların pop müziğini kullanarak Sabancı Üniversitesi'nde nostaljik rüzgarlar estiren Neşeli Günler Kumpanyası; okul dışında verdiği konserler ile dikkat çeken bir proje. Armağan Amcalar'ın öncülüğünde kurulan kumpanya, 5. yılını da ilk konserini verdiği SGM'de kutluyor.

10 Mayıs - Klasik Müzik Korosu: Üç yıl önce Ozan Çavuşoğlu tarafından kurulan ve kampüste klasik ve acapella müziğin öncülerinden olan Klasik Koro, çoksesli klasik batı müziği parçalarının yanısıra Türk bestecilerin çoksesli eserlerine de yer veriyor. Bu yıl Boğaziçi Üniversitesi Korofest'te de sahne alan koronun şefliğini Borusan Çocuk Korosu ve Koralistanbul'un şefliğini de yürüten Gülsen Yavuzkal yapıyor.

12 Mayıs - Türk Sanat Müziği Korosu: Müzikus'un en köklü korosu, “Hayat Tecrübelerine Saygı Duruşu” temasını bu sene de sürdürüyor. Melihat Gürses'in konuk olarak yer alacağı konserde, santaçının repertuarından dinlemeye alışılan Türk Sanat Müziği eserleri seslendirilecek. Uzun yıllar koroyu çalıştıran ve kısa süre önce aramızdan ayrılan Ali Naci Erol'un anısına...

13 Mayıs - Golden Gig: Müzikus'un en yeni oluşumlarından Golden Gig, geçtiğimiz hafta Bora Uzer'in alt grubu olarak sahne almış ve beğeni ile izlenmişti. Popüler şarkıların acid jazz, funk, R&B uyarlamalarından oluşan repertuarı ile Golden Gig'in kadrosu; Saper Şahbaz, Kadir Özgür, Ayça Erel, Arda Berkay Koşar, Aykut Uysal, Sinan Türünz ve Nazlı Kubalas'tan oluşuyor. Grup, Üniversite Merkezi önündeki çimenlerde, değişk bir atmosferde müziğini dinletmeye hazırlanıyor.

17 Mayıs - KoroSU: Sabancı Üniversitesi'nin hayatıma kattığı en güzel şey olan KoroSU'nun bu yıl da bir parçası olmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum. 2004 yılında Sezen Aksu Korosu adıyla kurulmuş olan KoroSU; değişen ve gelişen konsepti ile yıllardır enerjisini, renklerini ve müzikalitesini artırarak yola devam etmekte. Türkçe ve yabancı şarkıları çoksesli olarak seslendiren koro, bu yıl 3. kez usta müzisyen Doğan Kospançalı tarafından çalıştırılıyor. Bu yıl "Time" konsepti ile karşınızda olacağız. 'Zaman'ı unutmak üzere hepinizi bekliyoruz.

25 Mayıs - Adam Olacak Çocuklar!: "O’nunla büyüdük, O’nu izleyerek öğrendik birçok şeyi...O’nu dinledik, O’nunla söyledik, O’nunla gezdik bütün dünyayı...O bizim için “adam olacak çocuklar” dedi, biz de olduk.Biz “Barış’ın çocukları” olduk...Biz onu unutamadık, bir avuç genç toplandık, onu çaldık, söyledik.. Sizin de bizimle söylemenizi istedik, o yüzden böyle bir projeye giriştik. O’nu yaşatacağımız; O’nunla sevinip O’nunla hüzünleneceğimiz bu duygusal gecede bizleri yalnız bırakmayın istiyoruz." diyor projede emeği geçenler. Yıllar sonra bize Barış Manço'yu anımsatacak anlamlı projenin çalıştırıcısı da KoroSU'dan aşina olduğumuz Doğan Kospançalı.

26 Mayıs - Halk Müziği Topluluğu: Müzikus'un her tür müziğe açık olduğunun bir başka kanıtı olan topluluk, bir kez daha SGM'de sahne alıyor.

27 Mayıs - Müzikus Geleneksel Okul Grupları Konseri: Yıl boyunca okulun ve hayatın stresini Müzikus stüdyosunun anahtarını alarak o sünger kaplı duvarların arasında atan herkesi buluşturan, Sabancı Üniversitesi'ni ve izleyenleri yeni seslerle ve yeni yüzlerle buluşturan, gelenekselleşmiş Müzikus Okul Grupları Konseri, bir kez daha göl kıyısında. Soğuğa da rüzgara da karşı koyarak müzik yapmaya kararlı gençlerimizi yalnız bırakmayalım. (Önemsiz not: Geçtiğimiz yıl o sahnede hayatımın en kötü performansını sergilemiş olabilirim.)

1 Kasım 2009

Kolpa Röportajı

Onları ilk kez geçtiğimiz bahar aylarında dinlediğim şarkıları “Aslında” ile tanıdım. Daha sonra, geçtiğimiz ayın başında bir Cumartesi gecesi Taksim Jolly Joker - Balans’daki Cover Party’deki performanslarıyla bir anda ilgimi çektiler. Albümlerini alıp ezberlemem sadece birkaç saatimi aldı. İstanbul’un en tanınmış cover gruplarından KOLPA, vokal Barış Yurtçu ve bas gitarist Bora Yeter tarafından 2004 yılında İstanbul’da kurulmuş ve sonrasında gitarist Cenk Taner Dönmez’in aralarına katılmasıyla bugünkü halini gelmiş. İlk albümleri “Hayat Senin”, Nisan 2009’da müzik marketlerdeki yerini almış. Geçtiğimiz günlerde ikinci klipleri “Koşa Koşa”yı da ekranlarda görmeye başladığımız grup, çokça eğlendiren bir cover grubu olmanın ötesinde, eğlenceli ve kaliteli besteleriyle de dikkat çekiyor.

20 Ekim 2009’de Sabancı Üniversitesi Müzik Kulübü MÜZİKUS ve RadyoSU’nun ev sahipliği ile eski okulumda sahne alan KOLPA ile parti öncesinde sohbet ettik. Röportajın yapıldığı günün onlar için de çok özel bir anlamı vardı: Röportajımızdan birkaç dakika önce partinin kulisinde alınan bir kararla Samuray Gökçe, düzenli bir davulcusu bulunmayan KOLPA’nın resmi davulcusu olmuştu.
Grubun üç elemanı olarak, hepiniz Adanalısınız. Adana’da ayrı ayrı nasıl müzikle uğraşmaya başladınız ve nasıl bir araya geldiniz?

BARIŞ: Adana’da ayrı ayrı lise gruplarımız vardı. Milliyet Müzik Yarışması’na hazırlanan farklı okul gruplarının elemanlarıydık. Ama sonuçta arkadaştık, görüşüyorduk. Adana’da, özellikle müzikle uğraşan herkes çok iç içedir. O nedenle tanışıyorduk zaten. İstanbul’a gelince de Bora ve Cenk ile birleştik.

Grup ilk kurulduğunda aranızda olan Dinçer Çetin’in aranızdan ayrılması ve Cenk’in size katılması nasıl oldu?

BARIŞ: Geçen Aralık ayında oldu. Dinçer’in Amerika’ya gitmesi gerekiyordu. Cenk de Adana’dan arkadaşımız olduğu için yumuşak bir geçiş oldu.

KOLPA’nın, birkaç dakika öncesine kadar, neden sabit bir davulcusu yoktu?

BARIŞ: Aslında çok değerli davulcu arkadaşlarla çalıştık bugüne kadar. Hepsi de yakın arkadaşlarımız… Ama biz bir şekilde Adanalı tayfası olarak daha kendi içimizdeydik belki de. Diğer yandan hepsinin ayrı projeleri vardı ve bize yeterince vakit ayıramayabiliyorlardı. Samuray gruba girdiğinden beri işler biraz değişti ve bugün aramıza katıldı.


KOLPA ismi, okuduğuma göre afişe isim yetiştirmek gerektiği için bir anda alınmış bir kararla grubun ismi olmuş. Bu ismin sizi kötü etkilediği oldu mu hiç?

BARIŞ: İlk davulcumuz, “kolpa” kelimesini çok kullanırdı. Adana’da hiç duymadığımız bir kelimeydi bizim de… Garibimize gitmişti ama sevmiştik. Evet, afişe yetişmesi gerekiyordu, biz de “Kolpa” olsun dedik. Bunun bizi kötü etkilediği olmadı, ama o konuda şakalar çok oluyor. “Kolpacılar!” şeklinde. Ama hayır, kötü bir etkisini görmedik. Hatta belki de adımızın duyulmasını kolaylaştırdı.

İnternette KOLPA için funk, punk, pop, dance-rock, alternative-rock, pop-punk gibi birçok tarz yakıştırılmış durumda. Nedir sizin tarzınız?

BARIŞ: İlk başladığımızda, ilk bar programlarımız olmaya başladığı dönemlerde biraz daha sert çalıyorduk. “Rage Against the Machine”, “No Doubt”, “Muse”… Daha sonra biraz daha yumuşattık repertuarımızı. Çünkü son dönemlerde alternative-rock adına çok güzel şarkılar çıkmamaya başladı. Biz de hep aynı yerde kalmak istemediğimiz için biraz tarz değiştirdik ve şimdi altyapı da kullanmamızın etkisiyle daha pop, R&B şarkılar çalıyoruz. “Sexy Back” bile çalıyoruz yani.
BORA: Pulp, alternatif bir mekandı. Jazz Stop ise biraz daha pop bir mekan. Bizse bir dönemimizde Cuma geceleri Pulp’ta, Cumartesi geceleri Jazz Stop’ta çalıyorduk. Cuma günleri Pulp’ta alternatif tayfaylayız, Cumartesileri Kylie Minogue çalıyoruz. O ara bize bir şeyler oldu. Grup olarak yapmak istediğimiz şey eğlendirmek. Kendi hazzımız da önemli tabii, ama daha çok insanların eğlenmesine önem veriyoruz. Grup olarak müziğin globalliğine inanıyoruz. Zaten son dönemlerde müzikte tarzlar arası bağlantılar da iyice gelişti. Biz hepimiz de farklı tarzlarda müzik dinleyen insanlarız. Ama bir şekilde barışçıl bir ortak noktada buluşuyoruz. Dolayısıyla bazı rock grupları “Şu çalınır mı be!” der, bizde o yok. Biz biraz daha geniş bakmaya çalışıyoruz.

Bu kadar performansın arasında, beste yapmaya nasıl vakit buluyorsunuz?

BARIŞ: Beste, evde yalnız kaldığında ortaya çıkan bir şey. Gitarı eline aldığında bir şeyler çıkıyor. Ama tabii aslında yazın çıkamadı pek bir şey. Çünkü haftada üç gece çalıyorduk. Antalya’ya gidip geliyorduk ve hiç vakit olmuyordu. Şimdi artık haftada bir gece çaldığımız için biraz daha vaktimiz oluyor, uğraşabiliyoruz.

Peki, beste süreci nasıl işliyor?

BORA: O konuda grubu yönlendiren Barış.
BARIŞ: Evet, genelde benden çıkıyor. Ama kim bir şey getirirse, üzerine ekliyoruz. Mesela Bora bir şey buldum diyor, Cenk bir şey buldum diyor; onları ekliyoruz, ortaya çıkan şeyin üstüne ben bir şeyler daha ekliyorum. Çıkan şey olmazsa, başka şeylerle birleştiriyoruz. Ortak bir noktada buluşuyoruz yani.

Albümün çıkışı nasıl oldu, nasıl karşılandı?

BORA: Albüm Nisan ayında çıktı. Albüm çıktığında yaşanan standart bir şey vardır, albümü yeni çıkan gruplar “Albümün çıkması çok zor oldu.” der. Bizim için hiç zor olmadı açıkçası. O dönemde şöyle bir avantajımız vardı. Albümü olan gruplardan daha fazla çalma şansımız oluyordu. Haftada 2-3 gün dolaşıyorduk sürekli. Kısacası zaten dinleyen bir kitlemiz vardı, bir de müziğimizi sahiplenen prodüktör bir abimiz oldu; Murat Matthew Erdem, ünlü bir ses mühendisi. Açıkçası 2-3 ayda da çıkmadı albüm. Çünkü toplandığımız zaman 3 saat playstation oynuyorduk, sonra 1 saat albümle uğraşabiliyorduk. Geniştik biraz. Nisanda albüm çıktı, bir de klip çıkardık. (“Sayende” şarkısına) Şimdi yeni klibimiz de çıktı. (“Koşa Koşa” şarkısının klibi) Geniş ilerliyoruz çünkü çok performans yapıyoruz. Balans gibi İstanbul’un en büyük mekanlarından birinde çalıyoruz. Yüzlerce insan girip çıkıyor, onlarla sürekli etkileşim halindeyiz. Tüm bunun arasında besteler çıktıkça ilerliyoruz. Aman yapalım, aman edelim diye bir durum yok.

Albüm ve iki klipten sonra, artık performanslarınızda biraz daha kendi bestelerinize yer vermeyi düşünüyor musunuz?

BORA: Süreç nereye götürürse… Özel bir planımız yok. Eskiden 1 şarkı çalıyorduk, şimdi 2-3 şarkı çalıyoruz. Beste çaldığın yerlerde ses sistemi çok önemli. Çaldığın şarkının sözlerinin anlaşılması buna bağlı çünkü. Çok fazla beste çalmak istemememizin sebebi de bu.
BARIŞ: Sen çalıyorsun ama, karşındaki anlıyor mu, anlamıyor mu? Zaten ilk kez duydukları bir şey, yabancı oldukları bir şey… Ne sözler ne müzik doğru düzgün anlaşılıyorsa, niye çalasın ki o zaman. Orada sadece kendi egon için beste çalmanın anlamı yok. Balans’ta beste çalıyoruz, bizden isteniyor da zaten. Bu gece burada da çalarız belki. (“Koşa Koşa”yı çaldılar.)
BORA: Biz bir de hep şu mantıktayız, insanlar eğleniyorsa biz de eğleniyoruz. O yüzden neyi istiyorlarsa onu çalıyoruz. Mesela playlist de olmaz bizde. Şu sırada çalalım falan… Böyle yere bir kağıt yapıştırırsın yazar üstünde şunları çalalım. Bizde yok öyle. Genelde Barış yönlendiriyor ne çalacağımız konusunda.

Popüler şarkılar dışında çok güzel, alışılmadık cover şarkılarınız da var. “Bir Teselli Ver”, “Kadınım”, “Aşk Oyunu”, “Böyle Ayrılık Olmaz”… Albümlerinize cover koymayı düşünüyor musunuz?

BARIŞ: Olabilir, koyabiliriz. İlk albüme “Kadınım”ı koymayı düşünmüştük, belki bir sonraki albüme olur.
BORA: Bizde öyle uzun vadeli planlar yok anlayacağın.
BARIŞ: Çünkü Türk müzik piyasası hiç belli olmuyor ki… Her an her şey değişebiliyor, ona göre senin bir sonraki adımın da değişiyor. Mesela bir anda kriz çıktı.

İnsanlar istiyor diye, o aralar popüler diye, hiç sevmemenize rağmen bir şarkıyı çaldığınız oldu mu hiç?

BARIŞ: Oldu. Artık bir gecede 10 kişi gelip isteyince, çalalım kurtulalım dedik.
BORA: Bazı şarkıları insanlara göre yönlendirdik. Özellikle Antalya’da ve İstanbul dışında çaldığımız diğer yerlerde, İstanbul’a nazaran peçeteye yazıp şarkı isteme olayı hâlâ var. Bize garip ya da komik geliyor ama var. Hatta şarkıyı isteyen adamın gözüne baka baka peçeteyi birbirimize gösterip güldüğümüz oldu. Bir keresinde “Losing My Religion” yerine “Losing My REGION” yazmışlardı, ona çok gülmüştük.

Performanslar sırasında başınıza gelen ilginç hikayeleriniz var mı?

BARIŞ: Olmaz mı… Bora uyudu bir keresinde. Gerçekten kafası çok iyiydi, gitarı falan bıraktı, bir baktık Bora yok. Sonra, Pulp’ta kafamıza disko topu düşüyordu. Bir keresinde çalarken barın içine biber gazı atıldı. Biri geyiğine atmış.
BORA: O biber gazı olayında, biz sahnede olduğumuz için ilk başta farkında değildik. Ve bir baktık herkes çat çat kapıdan çıkıyor. İçerisi tamamen boşaldı neredeyse. Neden çıktıklarını anlamaya çalışırken bize de gelmeye başladı ve anladık.

Jolly Joker – Balans’ta devam ediyor musunuz? Başka yerde çıkacak mısınız?


BORA:
Devam. Görünmeyen bir zamana kadar Cumartesi geceleri oradayız. Yazın bitiriyorduk ama baktılar ki çok tuttu, devam ediyoruz. İstanbul’da başka yerde çalmıyoruz. Çünkü yeterince büyük bir mekan, çok insan girip çıkıyor. Gereksiz olur. Ama şehir dışına gidip geliyoruz. Bursa, İzmir, Ankara…


(Bora’ya) KOLPA dışında yönetmenlik ve prodüktörlük konusunda da işlerin varmış? Bunlardan bahsedebilir misin biraz?

BORA: Müzik dışında şu sıralar video produksiyon ve organizasyon işleriyle uğraşıyorum. Bir de şimdi yeni bir oluşumumuz var, Box diye… Video klipler çekiyoruz. KOLPA’nın son klibini (“Koşa Koşa”) de Box ile çektik. Klibi ben yönetmedim ama, prodüksiyonunda yer almış oldum böylece. Belki bir gün bir Kolpa video klibinin yönetmenliğini de yaparım. Onun dışında menajerlik mevzularım devam ediyor. (Bora Yeter, KOLPA dışında Gökçe, Esin Iris gibi sanatçıların menajerliğini yapıyor.)


(Barış’a) Vokal olarak, gitar çalmıyor olsaydın, sahne performansından bir şey kaybeder miydin?

BARIŞ: “Elimde bir şey olmadan yapamıyorum” gibi bir durum yok tabii ki. (Kahkahalar) Yo, kaybetmezdim herhalde. “Koşa Koşa”nın klibinde mesela, çalmadan söyledim. Çok etkilemezdi sanırım, hatta biraz rahatlayabilirdim. Ama sonuçta çalmam lazım. Zor parçalar çalıyoruz ve klavye de yok.


Fotoğraflar: Cihan Avcı


Röportajdan sonra partide sahne alan KOLPA’yı yüzlerce Sabancı Üniversitesi öğrencisi izledi. Grup gecede kendi besteleri “Koşa Koşa”nın da aralarında olduğu 20’ye yakın şarkı çaldı. Böylece bir SU partisinde “Bir Teselli Ver” de çalınmış oldu. Bu güzel gece ve röportaj için KOLPA’ya, MÜZİKUS’a (özellikle Esat ve Sibel’e) ve fotoğraflar için Cihan’a teşekkürler!

22 Mayıs 2009

KoroSU'dan "Because..."

“Neden şarkı söylüyoruz?” Bu sorunun eğlenmekten kafa dağıtmaya, beraber bir şeyler yapıyor olmaktan rahatlamaya, müzikle uğraşmaktan vakit öldürmeye kadar sayısız nedeni var biz KoroSU üyeleri için. Ama amacı ne olursa olsun şarkı söyleyen biz, bunu bizi izleyenlerle paylaşmaktan büyük zevk alıyoruz. Sabancı Üniversitesi Çok Sesli Pop ve Rock KoroSU, 27 Mayıs’ta, bu kez adını bir Beatles şarkısından alan konseri ile altıncı kez SGM’yi sallamak için geliyor.

2004 yılında Sezen Aksu Korosu olarak kurulmuş ve sanatçıya adanmış olan koro, 2005 yılında Sezen Aksu Müzikali ile daha çok ilgi çekmiş ve Harbiye Açıkhava Konseri’nde sanatçıyla aynı sahneyi paylaşmıştı. 2006 yılında değişim geçirerek, Türkçe ve Yabancı pop ve rock şarkılarından oluşan “Hepsi Burada” konseptini benimsemiş ve 3 öğrenci tarafından çalıştırılmış olmasıyla da takdir toplamıştı.

Kurulduğundan bu yana her yıl yeni koro ve orkestra üyeleri ile daha da dinamikleşen KoroSU; bu yıl yine Doğan Kospançalı’nın usta ellerinden çıkan düzenlemeler ile ABBA’dan Kenan Doğulu’ya, Queen’den MFÖ'ye uzanan geniş bir repertuarı çoksesli olarak seslendirecek. 90’lar pop ve rock müziğine saygı duruşu niteliğindeki sürpriz bölümleri, Danny Elfman ve John Williams gibi iki usta ismin film müzikleri ile de dikkat çeken “Because…”; 27 Mayıs 2009 Çarşamba günü, saat 20.00’de Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nde (SGM) ücretsiz olarak izlenebilecek.

8 Mayıs 2008

KoroSU'dan "Sound of Silence"



Hiç sessizliğin içindeki sesin farkına vardınız mı? Her sabah sessizliğin içine beyinlerinde çalan bir şarkıyla uyanan, her sınava kulaklıklarındaki müzikle çalışan, her ıssız sokakta bir şarkı mırıldanan insanların yalnızca küçük bir bölümünden oluşan Sabancı Üniversitesi Çok Sesli Pop ve Rock KoroSU’nun üyeleri bunun farkında. KoroSU, adını Simon&Garfunkel’in şarkısından alan konseri ile bu yıl beşinci performansını sergiliyor.

2004 yılında Sezen Aksu Korosu olarak kurulmuş ve sanatçıya adanmış olan koro, 2005 yılında Sezen Aksu Müzikali ile daha çok ilgi çekmiş ve Harbiye Açıkhava Konseri’nde sanatçıyla aynı sahneyi paylaşmıştı. 2006 yılında değişim geçirerek, Türkçe ve Yabancı pop ve rock şarkılarından oluşan “Hepsi Burada” konseptini benimsemiş ve 3 öğrenci tarafından çalıştırılmış olmasıyla da takdir toplamıştı.

KoroSU, bu yıl ise 30 kişilik koro ve orkestradan oluşan yeni kadrosu ve usta çalıştırıcısı Doğan Kospançalı ile 26 Mayıs Pazartesi günü, saat 20.00’de Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nde (SGM) sahne alıyor. Madonna’dan Michael Jackson’a, Queen’den Boney M’e, Tarkan’dan Athena’ya 80’li ve 90’lı yılların hit olmuş şarkılarını çoksesli olarak dinleyebileceğiniz konser, ücretsiz olarak izlenebilecek.

(Etkinlik hakkında detaylı bilgi ve ulaşım bilgileri için: www.sabanciuniv.edu/sgm)