16 Şubat 2010

Günümüz Türk Sineması'nın En İyi Yönetmeni

2 hafta boyunca thebalkabaa.com'da 109 kişi tarafından oylanan "Türk Sineması'nın Son Yıllardaki En İyi Yönetmeni" anketinin sonuçlarına göre oyların büyük çoğunluğu 3 yönetmen arasında paylaşıldı. Çağan Irmak %28 ile birinci olurken, onu Nuri Bilge Ceylan (%24) ve Reha Erdem (%23) takip ediyor.

1970 İzmir doğumlu Çağan Irmak, Ege Üniversitesi'nde çektiği kısa filmler sonrasında adını ilk kez 1998'da "Günaydın İstanbul Kardeş" adlı televizyon dizisi ile duyurdu. Bunu 2000 yılında, Türkiye'nin henüz hazır olmadığı, fakat Irmak'ın çok iyi bir iş çıkardığı farklı bir format, bir televizyon filmi izledi: "Çilekli Pasta". 2001'de ise ilk sinema filmi olan "Bana Şans Dile", başarılı bulunmadı, hatta gösterime girebilmesi için yönetmenin ünlenmesini ve 2007 yılını bekledi. Çağan Irmak, ustalaşmaya başladığı televizyon dizileri ile devam etti. 2001'de "Şaşıfelek Çıkmazı", 2002'de (yönetmenin ayrılmasından sonra bir çöküş dönemine geçen efsane dizi) "Asmalı Konak" ve 2004'te Türk televizyon tarihinin en başarılı dizilerinden (ve kısa ve öz oluşuyla hatırlanan) "Çemberimde Gül Oya" yönetmenin işleri arasında.


Son televizyon dizisi öncesi 2004 yılında "Mustafa Hakkında Her Şey" (filmin orijinal isminde 'herşey' olarak yazılması üzücüdür) ile sinemaya geri dönen Çağan Irmak'ın bu ikinci sinema filmi, bu sektörde de kalıcılaşmasına neden olan ilk sağlam adımı oldu. İleride kendisinin favori oyuncularından olacak Fikret Kuşkan ve Şerif Sezer'in yanısıra Nejat İşler ve Başak Köklükaya gibi 2000'li yılların Türk Sineması'nın en iyi oyuncuları arasında bulunan isimlerle çalışan yönetmen, bu film ile psikolojik gerilim türünde; ağır replikler ve akılda kalıcı sahnelerle bezeli modern bir işe imza attı. 2005 yılında ise zor olanı başardı ve hem eleştirmenlerden hem de halktan yüksek notlar alan; bir kulaktan kulağa pazarlama harikası olarak ters bir gişe grafiği izleyerek son yılların en çok izlenen Türk filmlerinden olan "Babam ve Oğlum" ile adını duymayanın kalmamasını sağladı. "Babam ve Oğlum", SİYAD Ödülleri'nden aday olduğu 8 dalın 6'sında ödül kazanarak ayrıldı.


Çağan Irmak, "Babam ve Oğlum" sonrasında, yine deneyselliğe el attı ve yine Türkiye'nin hazır olmadığı bir şey yaptı. Sinema ya da televizyonda yayınlanmadan, tamamen DVD piyasası için "Kabuslar Evi" adlı filmler serisini yazdı ve yönetti. Şu an 1.99 TL'ye bile orijinal kopyalarını bulabileceğimizden de anlaşıldığı üzere, pek başarılı olamadı. 2008'de sinemaya dönüş yaparak "Ulak" ve "Issız Adam"ı yönetti. "Ulak", fazla düşündürücü ve altmetni çokça olan bir film olması nedeniyle hakettiği ilgiyi göremese de, "Issız Adam" özellikle romantik modern genç Türk kadınlarını ve Alper karakterinde kendini bulan tüm "Issız Adam"ları kalbinden vurdu. Bu yıl ise, yine hakettiği ilgiyi göremeyen fazla kişisel bir filmle, "Karanlıktakiler" ile karşımıza çıktı Çağan Irmak.


Çağan Irmak'ın bu ankette ve Türkiye'de herhangi bir platformda yapılacak bir çok ankette "Türk Sineması'nın En İyi Yönetmeni" ünvanını almasının/alacak ve alabilecek olmasının nedeni ise çok açık bence: Çağan Irmak, hem televizyonda hem sinemada iyi işler çıkaran; hem eleştirmenlerin gözüne girmeyi, hem de halkın beğenisini kazanmayı başarabilen neredeyse tek Türk yönetmen şu anda. Seyirciyi ağlatmaya oynaması gibi kurnaz numaraları var evet; ama ne belaltı esprilerle düşük gelirli Türk seyircisini salonlara doldurup para kazanmayı, ne de ben farklıyım tavrını takınıp elitist bir yaklaşımla sadece eleştirmenlerin anlayacağı filmler çekmeyi hiçbir zaman düşündüğünü ya da düşüneceğini sanmıyorum kendisinin. Bunun en büyük kanıtları arasında ise "Ulak" ve "Issız Adam"ın aynı yıl elinden çıkması ve Türk televizyon kültürünü değiştirmeye ve iyileştirmeye çalıştığı riskli hareketleri sayılabilir.

Ankette ikinci olan Nuri Bilge Ceylan, Cannes Film Festivali'nin En İyi Yönetmen Ödülü'nü alacak kadar uluslararası standartlarda bir yönetmen ve Türk Sineması'nın son yıllarda yetiştirdiği en usta sanatçılardan biri. Fakat sinemayı bir sanattan çok eğlence unsuru olarak gören bir halka fazlasıyla uzak ve yabancı bir isim. Anketin dördüncüsü Zeki Demirkubuz ve altıncılarından Derviş Zaim ve Semih Kaplanoğlu için de benzer şeyleri söyleyebiliriz. Üçüncümüz Reha Erdem ise (ki benim ankette oyum kendisine gitmiştir), "Korkuyorum Anne" kadar sıcak ve halkın içinden bir film sonrasında çektiği "Beş Vakit" ve "Hayat Var" ile Çağan Irmak gibi olmaktansa bu gruba dahil olmaya başladı denilebilir.


Son olarak, ankette oy veren herkese teşekkür ediyor ve Türk Sineması'nın bu kadar umut veren, uluslararası standartlarda ve başarılı yönetmenlere sahip olmaya başladığını görmekten mutluluk duyduğumu da belirtmek istiyorum. Birçok kişinin sorduğu bir soruya cevap olarak da Fatih Akın'ın Alman Sineması, Ferzan Özpetek'in ise İtalyan Sineması'na dahil edilmesini düşünenlerden olduğum için seçenekler arasında yer almadılar.

2 yorum:

Medical Jesus dedi ki...

Emrecim TDK "herşey/her şey" hakkında bir kural koymamıştır. Mantığına göre bitişik de yazılabilir, ayrı da.

almul dedi ki...

Pie chart ve bar chart kullanarak muhendisligine devam etmektesin, tebriklerimi sunarim.