4 Şubat 2010

İstanbul Modern'de Nordic Sineması

Tanıyanlar bilir, özellikle son birkaç yılda, Nordic Sineması'na karşı olan ilgim, beğenim ve sevgim sınırları zorlamaya başladı. Festival programlarından, ya da DVD sepetlerinin ücra köşelerinden özenle seçtiğim Danimarka, İsveç, Norveç, Finlandiya ve İzlanda filmleri bağımlılık yarattı. Yalnızca geçtiğimiz yıl bu ülkelere ve bu kültüre ait seyrettiğim film sayısı 20'yi geçmiş durumda. Kendilerine özgü espri anlayışları, ölümü hafife alışları, dini hiçe sayışları ve o depresif, karanlık atmosfer gerçekten en büyük tutkularımdan biri haline geldi.

Hemen hemen her ay sinema salonunda farklı bir temada 4-5 filmden oluşan gösterim programlarına yer veren İstanbul Modern; bu ay "Sıfır Derecede Aşk" adı altında 4 Nordic ve 1 kuzeyde geçen İspanyol filmine yer veriyor. 4-21 Şubat tarihleri arasında, üç hafta boyunca Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri müze ziyaretçilerine ücretsiz olan gösterim programında 5 film bulunuyor.


1998 tarihli "Fucking Åmål"; Lilja-4-ever" filmi ülkemizde de gösterime giren, geçtiğimiz İstanbul Film Festivali'nde İngilzice olarak çektiği "Mammoth" ile dikkat çeken Lukas Moodysson'un çıkışını gerçekleştirdiği ilk uzun metrajlı filmi. İsveçli yönetmen, bu filmde bir kuzey kasabasında yaşayan iki genç kıza odaklanıyor.


"Allegro", Danimarkalı yönetmen Christoffer Boe'nun "Resconstruction" adındaki başarılı ilk filminden sonra 2005'te çektiği ikinci filmi. Film, Danimarkalı bir piyanistin evine dönüşünü ve geçmişte yaptığı seçimleri sorgulayışını konu alıyor.


Bugüne dek izlediğim en güzel filmlerden biri olma özelliğini taşıyan, geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali'ndeki gösteriminden sonra geçtiğimiz ay gösterim şansı da yakalayan 2008 tarihli İsveç filmi "Låt den rätte komma in", Tomas Alfredson'un yarattığı bir harika. Vampir bir kız ve küçük bir çocuğun aşkını konu alan film, fantastik bir saf-aşk filmi ve bu gösterim programının en kaçırılmaması gereken parçası.

Yine geçtiğimiz yılki İstanbul Film Festivali sonrası, Temmuz ayında gösterim şansı bulan Kuzey filmi, "Nord" ise bir Norveç filmi. Sinir krizi geçiren bir kayakçının sevdiği kadına ulaşmak için ülkeyi bir kar motorsikletiyle aştığı ve birbirinden ilginç insanlarla karşılaştığı bir yol hikayesi. 2009 yapımı filmin yönetmeni Rune Denstad Langlo.

Nordic kültürünün bir parçası olan bu 4 filmin dışında, İstanbul Modern'in programa eklediği bir de İspanyol filmi var: 1998 yapımı, Julio Medem imzalı "Los amantes del Círculo Polar". Döngüsel bir kurgusu olan, başı-sonu belli olmayan bir aşk hikayesinin kahramanları da filmin kurgusu gibi sondan başa ve baştan sona anlam kazanabilen isimlere sahip: Otto ve Ana. Filmin büyük çoğunluğunun Finlandiya'da, Kutup Çizgisi'nin üzerinde geçiyor olması ve Nordic Sineması'ndan izler taşıması programa dahil olmasında etkili olmuş, ki bence de yerinde bir karar.

Hazır film izlemeye gitmişken süreli ve sürekli sergileri ile Modern Türk Sanatı'nın merkezini de gezmeyi unutmamak gerek..

3 yorum:

Alper KÜÇÜK dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Alper KÜÇÜK dedi ki...

Fuckin amal pek iyi değil ya Lilja 4 ever la karşılaştırıldığında.Ben pek beğenmedim açıkcası.

Emre dedi ki...

Lilja 4-ever'la karşılaştırmak yanlış bence. Sonuçta adamın ilk filmi "Fucking Amal", 3 yıl sonra da "Lilja 4-ever"ı çekmiş. İkisi de çok güzel filmler ve yönetmenin güzel bir yol kattettiğini gösteriyor bence.

Bu arada son filmi "Mammoth" hepsinden iyi olsa da o bağımsız ruh biraz kaybolmuş önceki filmlerindeki, ama yine de tavsiye ederim. Hem Gael Garcia Bernal oynuyorsa, o film güzeldir mantığı da var :P