20 Ocak 2010

"Sineklerin Tanrısı"

1983 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi İngiliz yazar William Golding; en bilinen ve günümüz popüler kültüründe oldukça sık referans gösterilen ilk romanı "Lord of the Flies"ı (Sineklerin Tanrısı) 1954'te yazmış. R.M. Ballantyne'ın "Coral Island" (Mercan Adası) romanına oldukça benzer bir temaya sahipmiş gibi gözükse de, onun tam zıttı olarak edebiyat tarihinde yer edinen ve insanlığın içinde varolan kötülük duygusunu açıkça ortaya koyan bir roman "Sineklerin Tanrısı".
"Coral Island"da ıssız bir adaya düşen bir grup çocuğun İngiliz İmparatorluğu'nun bir benzerini adada kurması, huzur ve uyum içinde yaşaması bir yana; "Sineklerin Tanrısı" yine ıssız bir adaya düşen bir grup çocuğun nasıl uygarlıktan uzaklaşıp birer vahşiye dönüşebileceğini, cennetimsi bir mekan olan adayı nasıl cehenneme çevirebileceklerini gösteriyor. Gerek karakterleri, gerek olay örgüsü, gerekse detayları ile fazlasıyla alegorik bir roman olan "Sineklerin Tanrısı"; adını romanda bir mızrağa saplanmış domuz kafasını sarmalayan sineklerin oluşturduğu bir korkuluktan / 'canavar'dankorunmak için alınan bir önlemden alıyor. Ayrıca şeytanın adlarından "Beelzebub"un İbranice'de geldiği anlam da "Sineklerin Tanrısı"...

Romanın ana karakterleri Ralph, Jack, 'Piggy' (Domuzcuk), Simon ve Roger... Bu karakterlerin hepsinin simgelediği ayrı bir kavram olduğunu söylemek de mümkün. Adada lider özelliklerine sahip iki ayrı insanın oluşu başlıca sorun ve tüm çatışmaların çıkış noktası. Ralph, demokrasiye inanan, 'mantığının sesi' ile hareket eden bir lider olsa da; Jack bir diktatör olarak çıkıyor karşımıza. Söz hakkı elde ederek konuşmaktan, herkesin fikrine önem vererek ve düzenli toplantılar yaparak işleri yoluna sokmaktan yana olan Ralph'ın karşısında avcılığı, mızrakları ve boyalı yüzleri ile Jack ve kabilesi var. Gerçek adını bilmediğimiz; şişmanlığı, gözlüksüz görmeyen gözler ve astımı ile sürekli dalga geçilen 'Piggy' ise adadaki çocuklar arasında en zekisi, en akıllıca düşüneni ve Ralph'ın 'mantığının sesi'nin ta kendisi aslında. Romanın sonlarına dek uygarlığı ve insan gibi yaşamayı savunabilen; güçsüz olsa da Jack'e karşı koymaya kalkışabilen cesur bir kaybeden. İnsanların içindeki kötülük dışında hiçbir şeyden korkmayan, mistik bir şekilde gerçeklerin farkına varabilen, yardımsever Simon'ı saf iyiliğin; hiç düşünmeden insanlara zarar verebilen Roger'ı ise saf kötülüğün simgesi olarak görmek de olası. Deniz kabuğu, 'canavar', gözlük, boyanan yüzler, 'Sineklerin Tanrısı'... Eserdeki her detay politik tartışmalara yol açabilecek birer simge niteliğinde.

"Lord of the Flies" 1963'te Peter Brook tarafından filme çekilmiş bir eser aynı zamanda. Fakat edebiyat, sinema ve televizyondaki macerası, en azından yeni eserlere ilham kaynağı olması yönünden bitmiş değil. 1990'da yeniden filme çekilmiş olması, ya da Stephen King'in ilk öykülerine ilham kaynağı olması bir yana; bir grup insanın ıssız bir adaya düşmesi dendiğinde akla ilk gelen popüler kültür ögesi "Lost"un bu kadar benzer temalı bir eserden faydalanmadığını düşünmek saçmalık olur. Dizide ana karakterlerden birinin adının Jack olmasından, iki lider Jack ve Locke arasındaki "man of science"/"man of faith" çatışmasına, Locke'ın 'Ada' ile kurduğu mistik bağların Simon'ın iç dünyasını anımsatmasından, Boone'un Simon gibi 'Ada'ya verilen bir kurban olmasına kadar bir çok detayın romanı anımsattığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın Modern Klasikler Dizisi'nin ilk kitabı olarak yeniden Türkçe'si basılan "Sineklerin Tanrısı"nın bu yeni versiyonunda (aynı zamanda eserin çevirmeni) Mîna Urgan'ın olay örgüsünün birçok önemli kısmını açık ettiği önsözünün "Sonsöz" olarak kitabın sonuna konulması ise güzel düşünülmüş.

Birçokların beyninde kırılan gözlük simgesi ile yer eden bu edebiyat klasiği; yaşı kaç olursa olsun insan doğasında bulunan kötülüğün ve uygarlığa olan ihtiyacın çok güzel ifade edildiği bir roman. Geç kalmadan okunmalı.

"Sineklerin Tanrısı", 2008
(Lord of the Flies, 1954)
Yazar: William Golding
Çeviren: Mina Urgan
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 261
Fiyatı: 12 TL

1 yorum:

james mayer dedi ki...

benim de okuduğum en iyi romanlardan biri !