14 Ekim 2009

"FlashForward"

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da sezon başlar başlamaz birçok dizi girdi hayatlarımıza. Bunlardan biri de abc'de Perşembe geceleri yayınlanan bilimkurgu dizi "Flashforward". Henüz 3 bölümü yayınlanmış dizinin reyting verileri yapımcılarını tatmin etmiş olacak ki, abc geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada dizinin 13 bölümlük deneme süresinden normal dizi sezonu süresi olan 25 bölüme uzatıldığını belirtti. "FlashForward", oldukça ilginç konusu ve heyecan veren akıcılığıyla kısa sürede "Lost" ve "Fringe" gibi dizilerlerin arasında konumunu alacağa benziyor.

"FlashForward", Kanadalı bilimkurgu yazarı Robert J. Sawyer'ın 1999 tarihli romanı "Flashforward"dan uyarlanmış. Sawyer'ın "Flashforward"ı, CERN'deki bir deney sonucu tüm insanlığın 2 dakika boyunca bilincini kaybetmesini ve bu süre içinde tam olarak 21 yıl sonraki geleceklerini görmelerini konu alıyor. Dizide ise romanın mekanı olan CERN'in yerini Los Angeles, kahramanları olan bilimadamlarını FBI ajanları, blackout'un süresi olan 2 dakikayı 137 saniye, flashforward'ın ait olduğu 21 yılı ise birkaç ay ile değiştiren senaristler böylece dizinin CSI hükmündeki Amerikan drama dizileri dünyasına da uyum sağlamasını sağlamışlar.

Dizinin merkezinde FBI ajanı Mark Benford, ortağı Demetri Noh, doktor karısı Olivia bulunuyor. Romandaki gibi insanların bir-iki dakika boyunca bilinçlerini kaybettikleri ve blackout olarak anılan olayı ve sorumlularını arayan ajanlar bir yana, dizinin birçok karakteri yakın gelecekte neler olduğunu bilmenin verdiği rahatsızlık ve şartlanmışlıkla obsesif bir şekilde psikolojik sorunlarıyla boğuşuyorlar. Tam intihar edecekken gelecekte yaşadığını görenler, hiçbir şey görmediği için her an ölümü bekleyenler, mutlu bir evliliği varken kendisini başka biriyle görenler, henüz görüştüğü biri bile yokken 6 ay sonra hamile olacağını bilenler... Ve tüm insanlığı birleştiren ve herkesin ortak merakı olan bir soru: "What did you see?" (Dizinin resmi sitesinde, dünyanın her yerinden insanların 'ne gördüklerini' yazabilecekleri bir platform oluşturulmuş, ki dizinin gerçek hayata taşınması için güzel bir fikir bence.)

Dizinin başrolünde "Shakespeare in Love" sonrasında Hollywood'da dikiş tutturamayan Joseph Fiennes var. Ortağını ise "Harold & Kumar" serisinin Harold'ı olarak ya da "Nick & Norah's Playlist" ve "Star Trek" gibi yakın tarihli filmlerden hatırlayabileceğiniz John Cho oynuyor. Dr. Olivia Benford rolünde ise "Lost"un Penelope'si Sonya Walger var. "Lost" demişken, henüz ortalıkta gözükmese de kadroda Dominic Monaghan da bulunuyor.

Dizinin 24 Eylül'de yayınlanan ilk bölümü "No More Good Days", bir pilot bölümü olarak inanılmazdı bence. "Lost"un ilk bölümündeki post-apokalptik ortamı fazlaca çağrıştırıyordu. Dizinin yayınlanan diğer iki bölümü ("White to Play" ve "137 Sekunden") de en az pilot bölümü kadar tatmin ediciydi. Fazla iddialı bir cümle mi olur bilmiyorum ama, dizinin bu yıl başlayan en iyi dizi olduğunu söyleyebilirim.

2 yorum:

goks dedi ki...

arkadaşlardoan duydum iyi diye... bir ara bakacağım... göksel

bezelyeprenses dedi ki...

çok güzel bir dizi