13 Mart 2009

28. İstanbul Film Festivali Önerileri

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 28. kez düzenlenen ve 10 Mart 2009 Salı günü programı açıklanan İstanbul Film Festivali 4-19 Nisan 2009 tarihleri arasında gerçekleşecek. Festival ile özdeşleşmiş Emek, Atlas, Beyoğlu ve Kadıköy Rexx sinemalarının yanısıra; 'İki Süper Film Birden' konseptinden çıkarılarak yenilenmiş Rüya Sineması ve Nişantaşı City's Sineması da bu yılın festival mekanları arasında yer alıyor.

Festivalde gösterilecek filmler Ulusal Yarışma ve Uluslararası Yarışma bölümleri dışında; Akbank Galaları, Sinemada İnsan Hakları, Dünya Festivallerinden, Yıllara Meydan Okuyanlar, Genç Ustalar, NTV Belgesel Kuşağı, Mayınlı Bölge, Ustalara Saygı, Geceyarısı Kuşağı ve Anılarına gibi her yıl tekrarlanan bölümler altında toplanmış. Bunlara ek olarak romantik konseptiyle "Aşk Olsun" bölümü dikkat çekici. Belirli bir ülkenin sinemasına odaklanan bölümün konuğu ise "Gümüş Ülke, Altın Sinema" bölümü ile Arjantin.

İşte festival programının göze çarpan, merak uyandıran, ağız sulandıran ve kaçırılmaması gereken 10 filmi:

1) Låt den rätte komma in (İsveç / Yön: Tomas Alfredson): Bana ve Top10 listesini yayınlayan onlarca eleştirmene göre yılın en iyi filmi. Vampir filmlerini ve saf aşk filmlerini birbiriyle karıştırıp, bu iki türün de en iyilerinden birine imza atmış olan ve tüm karanlıklığına rağmen iç ısıtan bir film.
2) Milk (ABD / Yön: Gus van Sant): Sean Penn'e En İyi Erkek Oyuncu, Lance Black'e En İyi Orijinal Senaryo Oscar'ını kazandıran yılın bomba filmlerinden. Harvey Milk'in eşcinsel hakları konusunda bir öncüye ve efsaneye dönüşmesinin hikayesi.
3) Der Baader Meinhof Komplex (Almanya / Yön: Uli Edel): Bugüne dek çekilmiş en pahalı Alman filmi olma özelliğini taşıyan, Fatih Akın'ın favori oyuncularından Moritz Bleibtreu'nun oynadığı ve Almanya'ya bu yıl En İyi Yabancı Film dalında bir Oscar adaylığı getiren terör filmi.
4) Revanche (Avusturya / Yön: Götz Spielmann): Yine bir En İyi Yabancı Film Oscar adayı. Konumuz intikam.
5) La Teta Asustada (Peru / Yön: Claudia Llosa): Berlin Film Festivali'nde Peru'ya Altın Ayı kazandıran film. Türkçesi "Acı Süt".
6) Maria Larssons Eviga Ogonblick (İsveç / Yön: Jan Troell): "Let the Right One In" ile beraber İsveç'in 2008'deki en önemli filmi. Bir fotoğraf makinesi almasıyla hayatı değişen bir kadının öyküsü.
7) Eldorado (Belçika / Yön: Bouli Lanners): Belçika'ya Cannes Film Festivali'nde 3 ödül kazandıran, Bouli Lanners'ın yönettiği ve oynadığı absürd bir komedi-dram.
8) Brúdguminn (İzlanda / Yön: Baltasar Kormákur): Geçen yıl (festivalde kaçırdığım, üzüldüğüm ve hala seyredemediğim için daha da üzüldüğüm) "Bataklık" adlı filmiyle ilgi çeken İzlandalı yönetmen Baltasar Kormákur'un yeni filmi. Bu kez bir düğün komedisi.
9) Última Parada 174 (Brezilya / Yön: Bruno Barreto): "Cidade de Deus" ve "Tropa de Elite"den sonra bir kez daha Brezilya'nın suç dünyasına gidiyoruz. Film, Toronto Film Festivali'nde oldukça ilgi çekmişti.
10) Adoration (Kanada / Atom Egoyan): 1997'deki "Sweet Hereafter"dan sonra Kanadalı usta yönetmenlerden sayılan Ermeni asıllı Egoyan'ın son filmi, ailesinin sırlarını araştıran genç bir çocuk ile ilgili. Yönetmen, Kanada ve ABD'deki film festivallerinde Türk filmlerine olan ilgisi ve takdiri ile tanınıyor, hatta Yeşim Ustaoğlu'nu favori yönetmenlerinden sayıyor.

Yukarıda listelediğim filmlerden ilk ikisini izlediğim için sonuna kadar kefil olabilirim. Diğer 8 filmle ise benim de ilk tanışmam festivalde olacak. Bunlar dışında Amy Adams, Emily Blunt ve Alan Arkin'in oynadığı aile filmi "Sunshine Cleaning", Gael Garcia Bernal ve Michelle Williams'lı İsveç filmi "Mammoth", sevdiğim konulardan kafası karışık ergenleri ele alan Rus filmi "Vse Umrut, A Ya Ostanus" (Ben Hariç Herkes Ölsün), lisede geçen bir aşk poligonunu anlatan Fransız filmi "La Belle Personne", İskoç BAFTA'larının galibi "Summer", Venedik Film Festivali'nden En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ile dönen karmaşık Fransız filmi "L'Autre", Ole Cristian Madsen imzalı Danimarka aksiyon-suç filmi "Flammen & Citronen" ve yine favori sinemasal konularımdan ergenlerin kimlik arayışına değinen İngiliz filmi "Unmade Beds" göreceğim filmler arasında. Yukarıdakilerden ya da bunlardan birini seçerseniz festival ortamlarında karşılaşabiliriz.

Vizyonda çok az kalmış ve kuytu salonlarda oynamış, bu nedenle kaçırmış olabilinecek; fakat mutlaka izlenmesi gereken 5 Türk Filmi ise "Süt" (Yön: Semih Kaplanoğlu), "Pandora'nın Kutusu" (Yön: Yeşim Ustaoğlu), "Sonbahar" (Yön: Özcan Alper), "Üç Maymun" (Yön: Nuri Bilge Ceylan) ve (27 Mart'ta ve yine tahminen az salonda gösterime girecek olan) "Hayat Var" (Yön: Reha Erdem)...

4 yorum:

fıtfıt:) dedi ki...

bu liste süper olmuş emre eline sağlık.. hadi biletler çıksın satışa bir an önce:)

triancula dedi ki...

süt'ü kaçırmıştım umarım bu kez bi mallık yapıp kaçırmam.

umuyorum bunu! :)

Travis dedi ki...

eğer katılıyorsanız festivale, festival günlüklerinizi bizimle paylaşabilirsiniz..
biz de okuyucularımızla..
http://sigarayaniklari.blogspot.com/2009/04/happiest-days-of-our-lives.html

Konuk yazar da kabul etmekteyiz:)
http://sigarayaniklari.blogspot.com/2009/03/neyin-var-anlatacak.html

amaç daha fazla sinema yazısının daha fazla sinemasevere ulaşması..

Travis dedi ki...

eğer katılıyorsanız festivale, festival günlüklerinizi bizimle paylaşabilirsiniz..
biz de okuyucularımızla..
http://sigarayaniklari.blogspot.com/2009/04/happiest-days-of-our-lives.html

Konuk yazar da kabul etmekteyiz:)
http://sigarayaniklari.blogspot.com/2009/03/neyin-var-anlatacak.html

amaç daha fazla sinema yazısının daha fazla sinemasevere ulaşması..