1 Mart 2010

Oscarlar 2009: En İyi Belgesel ve Kısa Belgesel Adayları

Belgesellerden hazzetmediğimi, hazzetmediğimi değil de, belgesellerin ilgimi çekmediğini herkes bilir. Ta ki bu yıl iki belgesel film izleyip derinden yaralanana kadar: Michael Moore imzalı "Capitalism: A Love Story" ve aday listesinde yer alan "Food, Inc." bu yıl, genelde hiçbir fikrim olmayan bu kategoriyi de inceleme isteğimin canlanmasına neden oldu. Akademi, bilindiği gibi hem uzun metraj belgesel, hem de kısa belgesel filmlere yer verdiği iki ayrı kategoride ödüllendiriyor belgesel sinemacıları. En İyi Belgesel kaegorisinde filmlerin hem yönetmenleri hem de yapımcıları ödüllendiriliyor. Uluslararası yapımların da sıklıkla yer bulduğu kategoriler oluyor her ikisi de...

En İyi Belgesel Film:

Burma VJ (Anders Østergaard (0/0), Lise Lense-Møller (0/0))

Cove (Louie Psihoyos (0/0), Fisher Stevens (0/0))

Food, Inc. (Robert Kenner (0/0), Elise Pearlstein (0/0))

Most Dangerous Man in America: Daniel Ellsberg and the Pentagon Papers (Judith Ehrlich (0/0), Rick Goldsmith (0/1))

Which Way Home (Rebecca Cammisa (0/0))

Danimarka yapımı "Burma VJ", baskıcı yönetimin hakim olduğu ve basın özgürlüğünün bulunmadığı Burma'da kaçak bir şekilde çektikleri haberleri uluslararası basın kuruluşlarına yollayan habercileri konu alıyor. Ülkesinin en önemli iki ödülü Bodil ve Robert Ödülleri'ni kazanan belgesel ülkesi dışında da birçok ödül kazanmış durumda.


Yılın en çok ödül kazanan belgeseli ve muhtemelen Oscar'ın da sahibi olacak olan "The Cove", Japon Denizi'nde kaçak olarak yunus avcılığı yapan ve cıva değerleri yüksek yunus etinin satışını balina eti diye yaparak binlerce insanın hayatını tehlikeye sokan balıkçılara dikkat çekiyor. ABD yapımı filmin, açık denizde balinalarla birlikte yüzen dalgıç görüntülerinin etkileyici olduğu söyleniyor.


Geçtiğimiz haftalarda !F Bağımsız Filmler Festivali kapsamında izlediğim "Food, Inc.", ABD başta olmak üzere kapitalist sistemin işlediği ülkelerde gıda endüstrisinin hangi şartlar altında üretim yaptığını korkutucu bir şekilde gözler önüne seriyordu. Bugüne dek izlediğim belgesel sayısı iki elin parmaklarını geçmese de, izlediğim en iyi belgesel olma özelliği taşıyor "Food, Inc.". Benim bile ilgimi canlı tutmayı başaran, konuyu işlerken yer verdiği bölümleri birbirine ustaca bağlayan Robert Kenner'ı da yönetmen olarak ayrıca kutlamak gerekmekte. Aday olduğu birçok ödülü kaptırdığı "The Cove"un en büyük rakibi durumunda "Food, Inc."


Bu üç iddialı yapım dışında Vietnam Savaşı sonrası basına birçok Pentagon dosyasını sızdıran ordu analisti Daniel Ellsberg'i konu alan "Most Dangerous Man in America: Daniel Ellsberg and the Pentagon Papers" ve Guatemala'dan ABD'ye kaçak göçmen olarak gitmek için yola çıkan iki gencin hikayesini anlatan "Which Way Home" adaylar arasında yer alıyor. Bu kategoride Oscar'ı elde etmek için yeterli belirtiler olan PGA (Producers Guild of America) ve DGA (Directors Guild of America) ödüllerini kazanan "The Cove"un yarıştaki tek güçlü rakibi BFCA kazananı "Food, Inc.".


En İyi Kısa Belgesel Film:

China's Unnatural Disaster: The Tears of Sichuan Province (Jon Alpert (0/0), Matthew O'Neill 0/0))

Królik po Berlinsku (Bartek Konopka (0/0), Anna Wydra (0/0))

Last Campaign of Governor Booth Gardner (Daniel Junge (0/0), Henry Ansbacher (0/0))

Last Truck: Closing of a GM Plant (Steven Bognar (0/0), Julia Reichert (0/2))

Music by Prudence (Roger Ross Williams (0/0), Elinor Burkett (0/0))


En İyi Kısa Belgesel Film adayları arasında, Çin'deki Sichuan depreminde yıkılan okullara ve hayatını kaybeden çocuklara odaklanan "China's Unnatural Disaster..."; Berlin Duvarı'nın gölgesinde yaşayan ve duvar yıkılınca evsiz kalan tavşanları konu alan Polonya yapımı "Królik po Berlinsku"; ötenazi hakkı savunucusu Parkinson hastası vali Booth Gardner'ın yaptıklarından söz eden "Last Campaign of Governer B.G.", konusu adından anlaşılan "Last Truck: Closing of a GM Plant" ve Zimbabveli engelli müzisyen Prudence üzerine olan "Music by Prudence" bulunuyor. Filmlerin hiçbirini izleme fırsatım olmasa da, hem bu kategoride 2 kez adaylığı bulunan bir ismin elinden çıkan, hem de yılın popüle konularından ekonomik krize odaklanan "Last Truck: Closing of a GM Plant"in şansı olduğunu düşünüyorum. Ama sadece bir düşünce...

Sırada: En İyi Kısa Film

Oscarlar 2009: En İyi Görüntü Yönetmenliği Adayları

Genellikle Akademi'nin "En İyi" sıfatını yakıştırdığı görüntüler benim düşünceme göre ikinci en iyiler olsa da, en azından aday gösterilen filmlerden mutluydum son yıllara kadar. Geçtiğimiz yıl Roger Deakins'in, yılın en iyisi olduğunu düşündüğüm "Revolutionary Road"daki görüntüleri yerine "Reader" ile aday gösterilmesi ile bu durum değişti ve bu yılın en iyisi olduğunu düşündüğüm Dion Beebe'nin "Nine"daki inanılmaz ışık kullanımı ve görüntülerinin görmezden gelinmesi ile uç noktalara ulaştı. En iyiyi saf dışı bırakmış olsalar da, yine birbirinden başarılı adaylara yer verilmiş kategoride. Örneğin Beebe'den boşalan yere Delbonnel'in oturması beni üzmedi. Adaylardan 2'si dışındakilerin yeni isimler olması ise dikkat çekici.

En İyi Görüntü Yönetmenliği:
Avatar (Mauro Fiore (0/0))
Harry Potter and the Half-Blood Prince (Bruno Delbonnel (0/2))
Hurt Locker (Barry Ackroyd (0/0))
Inglourious Basterds (Robert Richardson (2/5))
Das Weisse Band (Christian Berger (0/0))

"Avatar" söz konusu olduğunda, sanat yönetimi gibi görüntü yönetiminde de aynı tartışma ortaya çıkıyor otomatik olarak. Bilgisayarın tek bir tuşu ile oynayarak ayarlanan ışığı, değiştirilen renkleri ve yapılan filtrelemeyi; yani masa-başı-sinematografisini (sanırım literatüre yeni bir şey kattım) ne kadar ödüllendirmek gerekli? İtalyan Mauro Fiore, "Avatar"a kadar sıradan filmlerde görüntü yönetmenliği yapmış ve Cameron tarafından bilgisayar başına oturtulmuş bir isim olarak bu yıl bu ödülü kazanırsa, gerçekten çok üzülecek bir insanım.

"Nine" ve Dion Beebe'nin kategoride yer bulamamasının en çok yaradığı isim, Jean-Pierre Jeunet ile çalıştığı iki film ile, ("Le fabuleux destin d'Amélie Poulain" (2001) ve "Un long dimanche de fiançailles" (2004)) ile ödüle aday olmuş, masalsı görüntüleri ile dikkat çeken Bruno Delbonnel. Harry Potter serisinin altıncı filminde çalışan Delbonnel, serinin en iyisi olan 3. filmden beri rastlayamadığımız bir teknik başarı ile filmi kurtaran isimlerden biri oldu kanımca. Fakat adaylığı bile sürpriz iken, ödüle layık görüleceğini sanmıyorum.

"Hurt Locker", çölün ortasındaki bir ülkede geçen bir savaş ve bomba flimi olunca; tozla ve sıcak renklerle bir hayli içiçe olmak gerekiyor haliyle. Gerek kamera açıları ve ışık kullanımı, gerekse bu renkleri perdeye yansıtmadaki başarısıyla, filmi izlediğimden beri bu daldaki favorilerimdendi Barry Ackroyd'un çalışması. Daha önce Ken Loach ve Paul Greengrass gbi yönetmenlerle çalışan Ackroyd, Bigelow'un filmi ile yılın en iddialı isimlerinden.

Efsanevi görüntü yönetmeni 2 Oscarlı ("JFK" (1991), "Aviator" (2004)) Robert Richardson, altıncı adaylığını Tarantino ile çalıştığı "Inglourious Basterds" sayesinde elde etti. Filmin sadece açılış sahnesinde bile harikalar yaratan Richardson, üçüncü ödülünü alacak mı, yoksa bu şansı gençlere mi tanıyacak göreceğiz.

Yabancı dildeki filmlerin teknik dallarda fazlasıyla aday olduğu bir yıldayız. Bu dalda da Haneke'nin En İyi Yabancı Film dalında oldukça iddialı filmi "Das Weisse Band", Christian Berger'in görüntüleri ve siyah-beyaz sinematografisi ile dikkat çekiyor. Akademi yabancı dilde en son "Le scaphandre et le papillon"u 2007'de, siyah-beyaz olaraksa en son "Good Night, and Good Luck"ı 2005'te aday göstermişti bu kategoride. Yani iki durum da ender karşılaşılan bir şey değil. Defalarca birlikte çalıştığı Haneke'nin yönetmenliğinin ayırt edici noktalarından "bekleyen-kamera" durumunu geniş açılarla uygulayan Berger, bir sürpriz yaparak bu yılın kazananı olabilir.

ASC (American Society of Cinematographers), bu yıl "Das Weisse Band" ile Christian Berger'i ödüllendirerek tarihinde ilk kez yabancı dilde bir filme verdi ödülünü. Fakat son 10 yılda ASC ve Oscar'ın aynı filme gittiği durumlar sadece 4. Bu daldaki BFCA Ödülü'nü "Avatar", BAFTA Ödülü'nü ise "Hurt Locker" kazandı. Bu 3 ödülden hiçbirine aday gösterilmeyen isim Delbonnel, bu durumda hiç şansı olmayan tek isim. Ödülün sahibi bana göre "Hurt Locker" ile Barry Ackroyd olacak, ASC gibi bir sürpriz ile Christian Berger de ödüllendirilebilir.

Sırada: En İyi Belgesel ve Kısalar

28 Şubat 2010

Oscarlar 2009: En İyi Orijinal Müzik Adayları

En İyi Orijinal Şarkı kategorisinde olduğu gibi En İyi Orijinal Müzik söz konusu olduğunda da kurallar, değerlendirme dışı bırakılanlar ve görmezden gelinenler sıkıntı yarattı her yıl olduğu gibi bu yıl da. Randy Newman (Princess and the Frog), Karen O. & Carter Burwell (Where the Wild Things Are), Brian Eno (Lovely Bones) ve T-Bone Burnett (Crazy Heart); filmlerinin soundtrackleri çoğunlukla müzikten değil şarkılardan oluştuğu için değerlendirme dışı bırakıldı örneğin. (Evet, bunu geçtiğimiz yıl A.R. Rahman'a "Slumdog Millionaire"in şarkılarının yanısıra 'müziği' ile de ödül veren Akademi söylüyor.) Diğer yandan "Informant!"ın neredeyse tek iyi yanı olan müziklerin arkasındaki efsane müzisyenlerden Marvin Hamlisch'in ve henüz izleyemediğim ve müziklerini dinleyemediğim "A Single Man" ile Abel Korzeniowski'nin görmezden gelinmesi şaşırtıcı ve üzücü. Hele ki, bu iki ismin dışarıda kalmasının nedeni "Hurt Locker"ın bu dalda aday olmasıyken...

En İyi Orijinal Müzik:
Avatar (James Horner (2/9))
Fantastic Mr.Fox (Alexandre Desplat (0/2))
Hurt Locker (Marco Beltrami (0/1), Buck Sanders (0/0))
Sherlock Holmes (Hans Zimmer (1/7))
Up (Michael Giacchino (0/1))

1997'de "Titanic" için bestelediği müzikler ve Celine Dion'un seslendirdiği "My Heart Will Go On" şarkısı ile iki Oscar ile birden ödüllendirilen James Horner, 2000'li yıllarda "A Beautiful Mind" ve "House of Sand and Fog" dışında fazla ses getiremese de çoğu filminde beraber çalıştığı yönetmen adaşı James Cameron gibi muhteşem bir geri dönüş ile karşımızda. "Avatar"ın çokça epik, yer yer romantik ve egzotik müzikleri ile; müziklerin fonunda Na'vi dilinde bir koro katmak gibi yaratıcı fikirleriyle ve "My Heart Will Go On"u çokça andıran "I See You" adlı şarkı ile sinema tarihinde önemli bir yere sahip olacak bir filme yakışır müziklerle ödülü fazlasıyla hakediyor James Horner.

Yılın en üretken ismi ise Alexandre Desplat. 2009'da, "Chéri", "Coco avant Chanel", "Julie & Julia", "Twilight Saga: New Moon" ve "Un prophète"in yanısıra "Fantastic Mr.Fox" adlı animasyon filmin de müziklerini besteleyen Fransız besteci; Oscar adaylığını da bu film ile elde etti. 2000'li yılların en iyi müzisyenlerinden olduğunu düşündüğüm Desplat, bundan önce yalnızca 2006'da "Queen" ve "Curious Case of Benjamin Button" ile Oscar adayı olabilmişse de, bunlar dışında geride bırakmakta olduğumuz onyılın en iyi film müziklerinden çoğunun arkasına ismini kazımış durumda. (Syriana, Painted Veil, Girl with a Pearl Earring...) Desplat, 6 filmin müziklerini yaptığı bir yılda, doğru filmle aday olamadı diye düşünmekteyim. Hatta kendisinin sıkı bir hayranı olmama rağmen, bu yıl aday olmaması gerektiğini bile düşünmekteyim. Yine zil sesleri, yaylı ve üflemelilerin yerinde kullanımları ile, bu kez country müziğe kaçan bir "Curious Case of Benjamin" soundtrack'i yapmış Desplat "Fantastic Mr.Fox"da. Fakat bu yıl imza attığı diğer müziklerde eski işlerini tekrar etmeye başlaması beni yeterince mutlu etmedi. Ama eğer Akademi de IFMCA gibi "Yılın Bestecisi" gibi bir ödül veriyor olsaydı, adayım kesinlikle bu kadar emeği nedeniyle Desplat olurdu.

Adaylar açıklandığında suratıma yerleşen WTF ifadesinin en büyük sebeplerinden biri "Hurt Locker"ın müzikleri ile Oscar adayı olmuş olmasıydı. Bu, müziği olmayan "İki Dil Bir Bavul"un "En İyi Müzik" ödülü alması kadar olmasa da şaşırtıcı bir şeydi çünkü. Çoğu sessiz ve gerilimli bir atmosferde geçen bu yılki favori filmlerimden biri, tek bir notasını bile anımsamıyor olsam da, bir müziğe sahipti ve bununla Oscar adayı olmuştu çünkü. Araştırıp, bulup filmin gölgesinde kalan müzikleri dinledim ve şaşırdım. İyi bir müziğe sahip "Hurt Locker". Fakat kendini hatırlatmıyor olması, filmin birçok farklı daldaki başarısından çok daha geride kaldığının göstergesi. Bir değil, iki kişi tarafından bestelenmiş olması da bu dalda ödül kazanmak için büyük bir engel.

Alexandre Desplat ve James Newton Howard ile birlikte favori bestecilerimden olan Hans Zimmer; bu yıl "Sherlock Holmes" ve "Angels & Demons" ile harikalar yarattı ve doğru bir kararla ilki ile aday oldu Oscar'a. Bu, "Lion King" ile 1 Oscar sahibi olan Hans Zimmer'in 8. adaylığı. "Sherlock Holmes"da epik müzikleri Balkan ezgileri ile birleştiren ve inanılmaz eğlenceli bir filme yakışır güzellikte bir iş çıkaran Zimmer'i ne kadar övsem azdır şu anda. İyi film müziğinin, hatta iyi müziğin, dinledikten çok sonra bile insanın mırıldanabildiği müzik olduğunu savunan biri olarak; bu yılki favorim Hans Zimmer. Yine de, ödülü alacağını düşünmüyorum. (bkz. bir sonraki paragraf)

Michael Giacchino, benim gözümde kişilik bölünmesi yaşayan bir besteci. Neden derseniz, bir insan aynı anda hem ultra-sevimli, Pixar çağına yakışan rengarenk ve hareketli müzikler yaparken; diğer yandan gizemli, ürkütücü, aynı anda hem minimalist hem görkemli müzikler yapabiliyorsa, bunun başka bir nedeni yokmuş gibi geliyor. Bir yandan "Incredibles", "Ratatouille", "Up" gibi animasyonları müzikleriyle renklendiren; bir yandan da "Lost" ve "Fringe" gibi dizilerin, "Star Trek" gibi filmlerin müziklerini yapabilen bir insan Giacchino. 2007'de "Ratatouille" ile ilk Oscar adaylığını alan besteci, bu yıl "Up" ve "Star Trek" ile karşımıza çıktı ve "Up" ile aldı çok hakettiği adaylığı. Giacchino, henüz keşfedilme aşamasında. Önümüzdeki yıllarda neler yapacak kim bilir...

Bu yılki ödülün sahibi, büyük ihtimalle iki film ile IFMCA (International Film Music Critics Association) adayı olan, BAFTA, BFCA ve Altın Küre ödüllerinin de sahibi olan Michael Giacchino olacak. Fakat yine de, gecede "Avatar"ın tüm dalları silip süpürmesi gibi bir durum olursa James Horner da sevinebilir. Bu iki aday dışındakilerin, gidişatı etkileyen neredeyse hiçbir ödüle aday bile gösterilmediğini de hatırlamak gerekli.

Sırada: En İyi Görüntü Yönetmenliği

27 Şubat 2010

Oscarlar 2009: En İyi Orijinal Şarkı Adayları

Kuralların en çok değiştiği kategorilerden biri olan En İyi Orijinal Şarkı, bu yıl da kural düzenlemeleriyle birçoklarını çileden çıkardı. Yeni düzenlemeye göre oylama sisteminin verdiği sonuçlara göre 5, 3 ya da 2 aday, hatta hiç aday bile olmayabilirdi bu kategoride. Ayrıca her yıl olduğu gibi, neyin "orijinal" olup neyin olmadığıyla ilgili tartışmalar ve diskalifiye durumlarının da ardı arkası kesilmedi. "Precious" için bestelenmiş Mary J. Bilge şarkısı "I Can See in Color", filmde 20 saniyeden az çalındığı için aday adayları arasında yer alamadı örneğin. Brad Smith şarkısı "Help Yourself", "Up in the Air" için bestelenmediği gerekçesiyle, daha önce hiçbir kaydı olmasa da reddedildi.

Kısalistede (uzunliste?) yer alma şansı yakalayan 63 aday adayı şarkıdan da ilk 5'e kalamayarak şaşırtan birçok şarkı oldu. "Avatar"ın Leona Lewis'in yorumladığı "I See You" şarkısı, U2'nun "Brothers" için bestelediği "Winter", "Everybody's Fine"ın Paul McCarthy imzalı "I Want to Go Home"u, "Young Victoria" için bestelenen Sinead O'Connor imzalı "Only You", Karen O. imzalı birçok "Where the Wild Things Are" şarkısı, Andrea Bocelli'den "A Chirstmas Carol" için bir Noel aryası, "An Education"ın dönemi çok güzel yansıtan şarkıları ve hatta "Hangover"dan Oscar kampanyası çok iyi yapılan kısacık şarkı "Stu's Song"... Akademi, Disney hayranlığını devam ettirerek "Princess and the Frog"dan aday gösterebileceği maksimum sayıda (2) şarkıya yer verdi aday listesinde. "Nine"dan ise beklenin aksine "Cinema Italiano" yerine "Take It All"u aday gösterdi.

En İyi Orijinal Şarkı:
"Almost There" / Princess and the Frog (Söz-müzik: Randy Newman (1/17))
"Down in New Orleans" / Princess and the Frog (Söz-müzik: Randy Newman (1/17))
"Loin de Paname" / Paris 36 (Söz: Frank Thomas (0/0), Müzik: Reinhardt Wagner (0/0))
"Take It All" / Nine (Söz-müzik: Maury Yeston (0/0))
"Weary Kind" / Crazy Heart (Söz-müzik: Ryan Bingham (0/0), T-Bone Burnett (0/1))

18. ve 19. Oscar adaylıklarını, birçok kez olduğu gibi yine bir animasyon, "Princess and the Frog" için bestelediği şarkılarla alan Randy Newman imzalı "Almost There"i Anika Noni Rose; "Down in New Orleans"ı ise Dr.John seslendiriyor. 2001 yılında "Monsters, Inc." ile bu kategoride Oscar'ı alan Newman, bu yıl iki şarkı ile aday olsa da ödülü almasının tek nedeni Akademi'nin Disney sevgisi olacaktır, ama bence o kadar da değil.

Listenin en şaşırtıcı adayı, "Loin de Paname"... Orijinal adı "Faubourg 36" olan, "Les Choristes"in yönetmeni Christophe Barratier'in yönettiği "Paris 36"nın şarkısı, 63 şarkı arasından bu aşamaya kadar gelerek yabancı dilde şarkıların nadiren başardığı bir şeyi başardı. Bestecisinin soyadı Wagner, bizi heyecanlandırmadan önce biraz araştırma yapmak gerekiyor. Ama birçokların Oscar adayları açıklanmadan önce haberi bile olmadığı bu şarkının ödül için şansı olduğunu düşünmüyorum.

Maury Yeston imzalı "Nine" şarkılarından yarışa katılabilen; Broadway müzikalinde yer almayıp, film için orijinal olarak bestelenen iki şarkıdan "Cinema Italiano" yerine "Take It All" oldu. Filmde, ünlü-yönetmenin-aldatılan-eşi rolündeki Marion Cotillard tarafından seslendirilen şarkı, bence filmdeki en iyi orijinal şarkı olmasa da iddialı adaylardan.

Son olarak "Crazy Heart"tan "Weary Kind", kategorinin en iddialı şarkısı. 2003'te "Cold Mountain" için bestelediği şarkı ile Oscar adayı olan T-Bone Burnett ve Ryan Bingham imzalı şarkı, eski bir country şarkıcısının hayata tutunuşunu anlatan filmin duygusal şarkılarından. Geçtiğimiz yılki "Wrestler"-Mickey Rourke-Bruce Springsteen üçlüsünün "Crazy Heart"-Jeff Bridges-TBone Burnett & Ryan Bingham versiyonu gibi adeta.


BFCA, şarkılardan yalnızca "Almost There" ve "Weary Kind"a yer vermiş, Altın Küre'de ise yalnızca "Weary Kind"ı görebiliyoruz. Her iki ödülü kazanan şarkı da "Weary Kind". Son 5 yılda Altın Küre kazanan hiçbir şarkının Oscar adayı bile olamadığ düşünülürse pek güvenilir bir dayanak olmasa da, uzun yıllar sonra bunu başaran şarkının ödülü alabileceğini söylemek de gayet mümkün. Bunun dışında bir sürpriz ise "Take It All" tarafından yapılabilir. Eğer Dinsey-mania sürerse de "Almost There", "Down in New Orleans"a tercih edilecektir.

Sırada: En İyi Orijinal Müzik

Oscarlar 2009: En İyi Kurgu Adayları

Geçtiğimiz yıl "Slumdog Millionaire"i izlediğimde, iyi kurgunun filme ne kadar çok şey katabileceğini ve iyi bir kurgunun ne olduğunu anladım tam olarak. Bu yüzden bu yıl ilk kez bir şeyler anlamış olarak yazabiliyorum bu kategori üzerine de. Son 20 yılda sadece 4-5 kez En İyi Film ve En İyi Kurgu ödülünü kazanan filmlerin farklı oluşu da kurgunun önemini kanıtlayan başka bir durum. Bu yıl kategoride 5 filmin 8 kurgucusu Oscar adayı, yarışta deneyimi olan ise sadece 2 isim var.

Adaylar açıklandığında görmezden gelinmesine çok üzüldüğüm iki film oldu bu kategoride. Dana E. Glauberman, "Up in the Air" ile çok iyi bir iş çıkarmış ve hem ACE hem de BAFTA tarafından aday gösterilmişti. Yine ACE tarafından aday gösterilen "(500) Days of Summer" ile Alan Edward Bell, bir yönetmenlik harikası olan filme büyük katkıda bulunmuştu kurgusuyla.

En İyi Kurgu:
Avatar (Stephen Rivkin (0/0), John Refoua (0/0), James Cameron (1/1))
District 9 (Julian Clarke (0/0))
Hurt Locker (Bob Murawski (0/0), Chris Innis (0/0))
Inglourious Basterds (Sally Menke (0/1))
Precious (Joe Klotz (0/0))

"Dünyanın Kralı" James Cameron, 1997'de "Titanic" ile kazandığı 3 Oscar'ından birini de yapımcı/yönetmen kimliklerinin yanısıra kurgucu olarak elde etmişti. 12 yıl sonra, aynı üç kategoride "Avatar" ile aday Cameron. "Avatar"daki görsel efektlerin, gerçek performans çekimleri ile biraraya getirilmesi ve bu sahneler arasındaki geçişlerin akıcılığı ve yükselen heyecanı etkilememesi filmin teknik dallardaki bir başka başarısı olarak kayda geçti.

Birçok dalda görmezden gelinen bilimkurgu "District 9", bu dalda neyse ki karşımızda. Belgeselimsi formatı ve dijital kamera ile el kamerası arasında geçişlerin bu formatı destekleyişi oldukça yaratıcıydı filmde. "District 9", daha önce pek adını duyurmuş bir filmde çalışmayan Kanadalı kurgucu Clarke'ın da ilk önemli işi.

Kategorinin en iddialı filmlerinden biri ise "Hurt Locker". Filmdeki durmayan gerilimin, seyircinin çok durağan olan bir filmde hiç sıkılmamasının başlıca nedeni kamera hareketleri ve kurgunun başarısı. Birçok sahnede farklı açılardan yapılmış çekimler arasında geçişler sanki Irak'taymışınız izlenimi veriyor.

"Inglourious Basterds" ile aday olan Sally Menke'nin "Pulp Fiction"dan sonraki ikinci adaylığı. Tarantino'nun filminde kurgunun fazla bir etkileyiciliğini görmemiş olsam da, filmin ismi En iyi Film kategorisinin üç güçlü adayından biri olarak geçtiğinden, bu dalda aday olmadığını görmek şaşırtıcı olurdu. Diğer yandan kahramanı Precious'ın hayal dünyası ve sefil hayatı arasındaki geçişlerin yapmacıklığı ile nasıl "Up in the Air"i solladığını hala anlamadığım "Precious", hiç şansı olmadığını düşündüğüm tek aday.

ACE (American Cinema Editors), drama ve komedi/müzikal dalında verdiği ödüllerde "Precious" ve "Inglourious Basterds"a yer vermedi. Ödülü ise drama dalında "Hurt Locker", komedi dalında ise Oscar adayı (tabii ki) olmayan "Hangover" kazandı. "Precious" yerine "Up in the Air"i aday gösteren BAFTA Ödülü'nü "Hurt Locker", "District 9" yerine "Nine"ı aday gösteren BFCA'nın ödülünü ise "Avatar" kazandı. Tüm bunlara dayanarak, En İyi Film dalında olduğu gibi bu dalda da yarışın "Hurt Locker" ve "Avatar" arasında olduğunu söylemek mümkün. Favorim ise, birçok dalda olduğu gibi, "Hurt Locker".

Sırada: En İyi Orijinal Şarkı

26 Şubat 2010

Oscarlar 2009: En İyi Kostüm Tasarımı Adayları

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da En İyi Kostüm Tasarımı dalındaki adaylar arasında iki yeni ve üç deneyimli isim var Oscar yarışı konusunda. Adaylardan 2si 19. yüzyıl, 2si 20. yüzyıl üzerine çalışırken, biri de fantastik kostümlere imza atmış durumda. Bu dalda ödüle giden yol ise "dönem filmi" ve "saray kıyafetleri"nden geçiyor bilindiği gibi. ("Duchess", 2008; "Elizabeth: The Golden Age", 2007; "Marie Antoinette", 2006...)

En İyi Kostüm Tasarımı:
Bright Star (Janet Patterson (0/3))
Coco avant Chanel (Catherine Letterrier (0/0))
Imaginarium of Doctor Parnassus (Monique Prudhomme (0/0))
Nine (Colleen Atwood (2/7))
Young Victoria (Sandy Powell (2/7))

Jane Campion ile çalıştığı 3 filmi ile ödüle aday olan Janet Patterson, bu yıl "Bright Star" ile listede yer alıyor. 19. yüzyılda İngiltere'de geçen filmde, şair John Keats ve 18 yaşındaki genç kız Fanny Brawne'ın şairin genç yaştaki hastalığı nedeniyle kısa süren aşkı konu alınıyor. Henüz izleyememiş olduğum birkaç filmden biri olan "Bright Star" fazla dikkat çekmedi, buradakinden başka adaylık elde edemedi ve 90'lı yılların başındaki "Piano"dan beri sanatsal dallar dışında fazla ilgi toplamayan Jane Campion filmlerinden biri oldu.

Fransız filmlerini ve Fransa'da geçen Hollywood filmlerini giydiren Letterrier, ilk adaylığını ünlü modacı Chanel'in gençlik yıllarını ve modaya atılmasını konu alan bir Fransız filmi ile elde etti. "Coco avant Chanel"in 20. yüzyılın ilk yarısındaki Fransız kadınlarının kalıplaşmış giyim-kuşamına aykırılık yaratan tarzı ile Coco Chanel'i çok başarılı bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Fakat makyaj kategorisindekinin aksine, yabancı dildeki filmlerin bu dalda ödüllendirilmesi pek alışıldık bir durum olmadığından, Letterier'in Oscar için Hollywood'a ya da en azından İngiltere'ye transfer olmasını öneriyorum.

Yarışa oldukça yabancı bir başka isim, "Imaginarium of Doctor Parnassus" ile ilk adaylığını elde eden Prudhomme. Fantastik bir filmde, birçok tanınmış erkek oyuncuyu giydiren ve Terry Gilliam'ın yarattığı dünyayı kostümlere taşıyan tasarımcı da, bu yıl adaylıkla yetinecek olanlardan bence.

2000li yıllarda efsaneleşmiş tasarımcılardan Colleen Atwood, 8. adaylığını, onu 2 kez Oscar heykelciği ile buluşturan Rob Marshall'ın yeni filmiyle aldı. "Nine"da İtalyan yönetmen Guio'yu ve etrafındaki birbirinden farklı kadınları giydiren; müzikal filmlerin büyüleyici atmosferine katkıda bulunan kostüm setlerinden bir başkasına imza atan Atwood'un da şansının düşük olduğunu düşünüyorum. Çalışması oldukça takdire değer ve göz kamaştırıcı olsa da; çok benzer bir filmle aynı ödülü almış olması (bkz. Chicago) büyük bir dezavantaj.

Yılın muhtemel kazananı ise Atwood gibi 8. adaylığını elde eden ve 2 Oscar sahibi olan Sandy Powell. "Shakespeare in Love" ve "Aviator" gibi iki dönem filmi ile ödüle kavuşmuş Powell, yine bir dönem filmi ile, bu kez 19. yüzyıl saray modası ile, "Young Victoria" ile listede. Kendisi, ödülü alması durumunda 4. kez üstüste saray ahalisini giydirerek kazanılmış bir Oscar'ın sahibi olacak.

CDG (Costume Designers Guild) adayları da ADG gibi fantastik/çağdaş/dönem filmi olmak üzere 3 kategoride verildiğinden 15 aday söz konusuydu. Oscar adayı filmlerden yalnızca "Bright Star" bu 15 film arasında yerini alamadı. "Imaginarium of Doctor Parnassus" fantastik film dalında CDG ödülünü kazanmış olsa da, BAFTA ve BFCA adayları arasında yer almıyor olması, ödül için adının elenebileceği anlamına gelmekte. Daha önce de söylediğim gibi, en iddialı film, BAFTA, BFCA ve CDG (dönem filmi) ödülünün sahibi olan "Young Victoria". Bir sürpriz olacaksa; "Bright Star" ile sırası gelen bir ismi, ya da bir modacının hikayesi olduğundan "Coco avant Chanel"i seçebilir Akademi.

Sırada: En İyi Kurgu

Oscarlar 2009: En İyi Sanat Yönetimi Adayları

En İyi Sanat Yönetimi dalında, bilindiği gibi set sekoratörleri ve sanat yönetmenleri birarada ödüllendiriliyor Akademi tarafından. Son yıllara bakıldığında karanlık/gotik dönem filmleri ve fantastik filmlerin göz kamaştırıcı setlerinin bu dalda öne çıktığını görüyoruz. Son üç yılda ödülü alan "Curious Case of Benjamin Button", "Sweeney Todd" ve "El Lanerinto del Fauno" da bunu açıkça gözler önüne seriyor. Ödül almış olan bu tasarımların ortak noktası ise dış mekan setlerinin iç mekan setlerine göre daha göz boyayıcı ve etkileyici olması. Fakat bu yıl, iç mekan / dış mekan tartışasından çok daha öte bir tartışma söz konusu bu kategoride: Önemli olan tasarlanan setlerin somut bir şekilde (marangozlukla, işçilikle vs.) hayata geçirilmesi mi, yoksa sadece yaratım aşamasındaki yetenek mi?

En İyi Sanat Yönetimi:
Avatar (Sanat Yönetmenleri: Rick Carter (0/1), Robert Stromberg (0/0); Set Dekoratörü: Kim Sinclair (0/0))
Imaginarium of Doctor Parnassus (Sanat Yönetmenleri: Dave Warren (0/0), Anastasia Masaro (0/0); Set Dekoratörü: Caroline Smith (0/0))
Nine (Sanat Yönetmeni: John Myhre (2/4), Set Dekoratörü: Gordon Sim (1/1))
Sherlock Holmes (Sanat Yönetmeni: Sarah Greenwood (0/2), Set Dekoratörü: Katie Spencer (0/2))
Young Victoria (Sanat Yönetmeni: Patrice Vernette (0/0), Set Dekoratörü: Maggie Gray)

Yazının girişinde sözünü ettiğim tartışmanın kaynağı, "Avatar"da mükemmel bir yaratıcılıkla sıfırdan yaratılan bir gezegenin, en ince detayına kadar büyülü bir görsellikle sunulması durumu. Bitkisinden, hayvanına, dağlarından, 'ağaç'ına, silahlarına kadar filmde her şeyin bir tasarım harikası olduğu malum. Askeri üs sözkonusu olduğundaki iç mekan tasarımlarını da unutmamak gerek. Fakat kağıt üstünde konuşturulan bu yeteneğin elle tutulur bir set inşaatı ile hayata geçmemiş olması, çoğunun sadece görsel efektlerle bilgisayar ortamında yaratılması Cameron'ın ekibini Oscar'a uzaklaştırır mı göreceğiz.
Yine bir görsellik harikası olan "Imaginarium of Doctor Parnassus"da, bu kez Terry Gilliam'ın hayal dünyasını sete döken tasarımların ise filme beklenenden az olan ilginin kurbanı olması kuvvetle muhtemel. Henüz ben de filmi izlemediğim için yorum yapmak istemiyorum.

Beklenen ilgiyi ve beğeniyi kazanamayan "Nine" müzikalinin ise sanat dallarında görmezden gelinmediğini görmek sevindirici. "Chicago" ile olan görsel ve atmosferik benzerlikleri, 2002'de bu filmle ödülü alan ekibin şansını bir hayli azaltacak olsa da, setlerinin ve kostümlerinin "Nine"ın şarkılarından bile öne çıktığını söylemek doğru olur.
"Sherlock Holmes", 19. yüzyıl Londrası'nı hayata geçiren göz kamaştırıcı setlere sahip. Özellikle (yine bir kısmı görsel efektlerle desteklenen) köprü ve tersane sahnelerinin geçtiği mekanların tasarımları ve iç mekan tasarımları ile oldukça başarılı bir iş söz konusu. Sanat yönetmeni ve set dekoratörünün isimlerini Joe Wright filmleri "Pride & Prejudice" ve "Atonement"tan hatırlıyoruz. Kendileri bu iki filmde olduğu gibi "Sherlock Holmes"ta da mükemmel bir işe imza atmışlar. Benim favorim kendileri, fakat 3. adaylıklarından da elleri boş döneceklermiş gibi geliyor ne yazık ki.

"Young Victoria" ise yine 19. yüzyıla, kraliçenin tahta çıktığı döneme götürüyor izleyenleri. Dış mekan çekimlerinin büyük bir kısmı gerçek mekanlarda çekilmiş olan filmin bu kategoride adının geçiyor olmasının nedeni iç mekan tasarımları ve sanat yönetimi daha çok. Geçtiğimiz yıl "Duchess"ın bu dalda değil, kostüm tasarımı dalında ödüllendirilmesinde olduğu gibi, "Young Victoria"nın sevineceği kategorinin bu olmadığını düşünüyorum.

ADG (Art Directors Guild), ödüllerini Çağdaş/Fantastik/Dönem Filmi olmak üzere üç kategoride dağıttığından 15 aday söz konusuydu. Fakat listelerinde bu 5 Oscar adayından yalnızca "Avatar" ve "Sherlock Holmes"e yer vermiş olmaları yarışın hangi iki film arasında geçtiğinin en büyük kanıtı. BAFTA ve BFCA da yalnızca adaylardan farklı ikişer tanesine yer vermiş listelerinde, fakat tüm listelerde görünen ve BAFTA ile BFCA ödüllerinin sahibi olan "Avatar", tasarımların somut materyallerle ya da teknoloji ile hayata geçiriliyor olmasının fazla da farketmediğini kanıtlıyor sanki. "Avatar", En İyi Sanat Yönetimi dalındaki ödülün sahibi muhtemelen. En büyük rakibi ise benim de favorim olan "Sherlock Holmes".

Sırada: En İyi Kostüm Tasarımı

Oscarlar 2009: En İyi Makyaj Adayları

Sanatsal dallardan ilki ve çoğu tarafından en az önemseneni olan En İyi Makyaj kategorisinde, hemen hemen her yıl olduğu gibi bu yıl da 3 aday var. 2 ay önce açıklanan kısalistede bulunan 7 filmden "District 9", "Imaginarium of Doctor Parnassus", "Night at the Museum: Battle of Smithsonian" ve "Road" aday olamayan filmler. Özellikle "District 9"ın final yarışına kalamaması üzücü. Fakat geçtiğimiz yıllardaki "Norbit", "Click" gibi tercihleriyle şaşırtan bir kategori olduğundan, her şeye olur demek olası söz konusu makyaj olduğunda.

En İyi Makyaj:
Il Divo (Aldo Signoretti (0/2), Vittorio Sodano (0/1))
Star Trek (Barney Burman (0/0), Mindy Hall (0/0), Joel Harlow (0/0))
Young Victoria (Jon Henry Gordon (0/0), Jenny Shircore (1/1))

Adaylardan "Il Divo", eski İtalyan başbakanlarından Giulio Andreotti'nin hikayesini anlatan, 2008 yapımı bir İtalyan filmi. Başrol oyuncusu Toni Servillo'ya birçok ödül kazandırmış filmde, tabii ki biyografik filmlerin çoğunda olduğu gibi makyaj da önemli bir yere sahip. Bir Avrupa filminin bu dalda aday oluşu nadir karşılaşılan bir durum değil; 2007'de ödülü alan "La Môme" ve 2004 adaylarından "Mar Adentro" gibi örnekler mevcut. "Il Divo"nun makyajının ardındaki aday isimler ise 2006'da "Apocalypto" ile birer adaylığı olan sanatçılar.

"Star Trek" oyuncularının makyajının ardında Oscar yarışına alışık olmayan isimler var. Sonuçta bir uzay filmi ve uzaylıların insana benzememesi için gereken emeğin çoğunun ardında makyaj sanatçıları var. (Her ne kadar son yıllarda bilgisayar teknolojileri ile rekabet etmek zorunda kalsalar da...)


"Young Victoria"nın aday olması ise BAFTA'nın aksine ödülün adında geçmese de saç tasarımının da bu dalda etkili olduğunu hatırlatıyor bize. Aday olan isimlerden Shircore, 1998'de "Elizabeth" ile bu dalda bir Oscar sahibi ve yine İngiliz Kraliyet Ailesi sayesinde yarıştaki yerini almış durumda.

"Star Trek" yılın en beğenilen gişe filmlerinden ve bilimkurgularından olduğundan ve teknik dallarda "Avatar" ile rekabet etmediği tek dal En İyi Makyaj olduğundan, ödülü "Star Trek"in alacağını düşünüyorum. "Il Divo"nun Akademi üyelerinin çoğu tarafından seyredilmediğini varsayarsak ve "Elizabeth" kanıtını da unutmazsak; en güçlü rakibin ise "Young Victoria" olduğunu söylemek mümkün. BAFTA'yı "Young Victoria"nın almış olması ve diğer iki adayın bu ödüle aday bile gösterilmemiş olması da büyük bir artı. BFCA ise "Star Trek" dışındaki adayları görmezden gelmiş ve ödülü aday olamayan "District 9"a vermiş durumda.

Sırada: En İyi Sanat Yönetimi

23 Şubat 2010

Oscarlar 2009: En İyi Ses ve Görsel Efekt Adayları

Geleneksel Oscar Töreni öncesi "Oscar Özel Haftası"nın ilk incelemesi ses ve görsel efekt teknolojileri üzerine... Hemen hemen her yıl tek bir film bu üç dalın hepsinde aday olarak öne çıkıyor olsa da, bu yıl hem "Avatar", hem de "Star Trek" bunu başardı. Fakat sanırım hepimiz, teknik dallarda ödülü hakeden ve ödülü kazanacak olan filmin bu ikisinden hangisi olduğunu gayet iyi biliyoruz. "Avatar" ve "Star Trek"i, bu dallarda 2'şer adaylığa sahip olan "Hurt Locker" ve "Inglourious Basterds" izliyor.

En İyi Görsel Efektler:
Avatar (Joe Letteri (3/4), Stephen Rosenbaum (1/1), Richard Banehom (0/0), Andrew R. Jones (0/1))
District 9 (Dan Kaufman (0/0), Peter Muyzers (0/0), Robert Habros (0/0), Matt Aitken (0/0))
Star Trek (Roger Guyett (0/1), Russell Earl (0/1), Paul Kavangh (0/0), Burt Dalton (1/1))

James Cameron ve ekibinin "Avatar"ın çekim sürecinde sinema sanatı ve teknolojilerine kattığı onlarca teknik yenilik düşünüldüğünde, filmin bir görsel efekt harikası ve bu açıdan bir sinema devrimi olduğu kabul edildiğinde ve Peter Jackson'ın vazgeçilmez görsel efektçisi 3 Oscarlı Joe Letteri'nin adının gücü işin içine girince, tartışmasız bu daldaki kazananın "Avatar" olduğunu söyleyebiliriz. Bu yılki VES (Visual Effects Society), BAFTA ve teknik dallarda ilk kez ödül veren BFCA adaylarının da aynı olduğu ve tüm ödülleri "Avatar"ın kazandığı da bu tezi desteklemekte üstelik. Adayların açıklanmasından aylar önce 7 filmden oluşan kısa listede yer alıp büyük yarışa dahil olamayan 4 film ise "2012", "Harry Potter and the Half-Blood Prince", "Terminator: Salvation" ve "Transformers: Revenge of the Fallen".

En İyi Ses Miksi:
Avatar (Christopher Boyes (4/11), Gary Summers (4/7), Andy Nelson (1/13), Tony Johnson (0/1))
Hurt Locker (Paul N.J. Ottoson (0/1), Ray Beckett (0/0))
Inglourious Basterds (Michael Minkler (3/10), Tony Lamberti (0/0), Mark Ulano (1/1))
Star Trek (Anna Behlmer (0/9), Andy Nelson (1/13), Peter J. Devlin (0/2))
Transformers: Revenge of the Fallen (Greg P. Russell (0/12), Gary Summers (4/7), Geoffrey Petterson (0/1))

En İyi Ses Kurgusu:
Avatar (Christopher Boyes (4/11), Gwendolyn Yates Whittle (0/0))
Hurt Locker (Paul N.J. Ottoson (0/1))
Inglourious Basterds (Wylie Stateman (0/4))
Star Trek (Mark Stoeckinger (0/1), Alan Rankin (0/0))
Up (Michael Silvers (1/4), Tom Myers (0/1))

En İyi Ses Kurgusundan farklı olarak ses efektlerinden çok, filmdeki müzik-diyalog-efekt dengesinin sağlanmasıyla ilgilenen En İyi Ses Miksi kategorisinde bugüne kadar; müzik kullanımını çok iyi yapan (bkz. Slumdog Millionaire, 2008; Ray, 2004), ses efektlerini filme çok iyi yedirmeyi başaran (bkz. Bourne Ultimatum, 2007) veya müzikal filmlerin (bkz. Dreamgirls, 2006; Chicago, 2002) filmlerin ödül aldığını görüyoruz. Bu yılki adaylar arasında da efektleri ile öne çıkan "Avatar", "Star Trek" ve "Transformers: Revenge of the Fallen" dışında iki film görüyoruz. "Inglourious Basterds"ın burada bulunmasının nedeni, sadece bir Tarantino klasiği olarak müzik kullanımının etkileyiciliği. "Hurt Locker"ın en büyük avantajı ise tek gördüğümüz onca patlamanın çoğunun sessiz bir şekilde perdeye yansıtılmış olması gibi seyirci psikolojisini ve gerilimini artırmaya yönelik tercihler. (Bunun iki ses kategorisinden hangisinden daha fazla avantaj sağladığı konusunda yeterli teknik bilgiye sahip değilim.) En İyi Ses Kurgusu Ödülü'nün tarihine bakıldığında ise anahtar sözcüğün ses efekti olduğunu görüyoruz. Büyük gişe, aksiyon, savaş, fantastik filmleri ve animasyon filmlerin şanslı olduğunu söylemek mümkün.

BAFTA ve ödülü bu yıl vermeye başlayan BFCA; iki kategoriyi birleşmeyi tercih ediyorlar. Ve her ikisinin de "Inglourious Basterds" ve "Transformers: Revenge of the Fallen" yerine "District 9"ı aday olduğunu görüyoruz. Ayrıca BFCA "Nine"a, BAFTA ise "Up"a daha fazla şans tanımış. Ödülü kazananlar ise "Avatar" (BFCA) ve "Hurt Locker" (BAFTA). CAS (Cinema Audio Society) ve MPSE (Motion Picture Sound Editors Society) ise tabii ki birden fazla dağıttıkları ödüllerde genellikle "Avatar" ve "Inglourious Basterds"ı ödüllendirmiş durumda. Benim görüşüm ise iki ödülün "Hurt Locker" ve "Avatar" arasında paylaşılacağı, yada "Hurt Locker"ın sürpriz bir şekilde her ikisini de kazanacağı yönünde.

Sırada: En İyi Makyaj

3. Yeşilçam Ödülleri Aday Listesi

Bu yıl 3. kez dağıtılacak olan 'Türkiye'nin Oscarlar'ı' Yeşilçam Ödülleri'nin 11 dalda 20 filmin aday gösterildiği aday listesi açıklandı. SİYAD Ödülleri'nden büyük başarı ile ayrılan "Vavien", Yeşilçam Ödülleri'nde de 9 dalda (İlk Film ve Genç Yetenek Ödülleri dışında tüm dallarda) aday olarak yılın en beğenilen filmlerinden olduğunu bir kez daha kanıtladı. Onu, Yeşilçam Ödülleri'nin biraz daha popüler/gişe/ticari sinemaya yatkınlığını kanıtlayan 6'şar adaylık ile "Nefes: Vatan Sağolsun" ve "Güneşi Gördüm" izliyor. "Pandora'nın Kutusu" 5, SİYAD tarafından yılın en iyi filmi seçilen "Hayat Var" ise "Neşeli Hayat" gibi 4'er adaylık ile yetinmiş durumda.

23 Mart gecesi sahiplerini bulacak olan Yeşilçam Ödülleri'nin tüm adayları şöyle:

En İyi Film: Güneşi Gördüm / Hayat Var / İki Dil Bir Bavul / Nefes: Vatan Sağolsun / Pandora'nın Kutusu / Vavien.

En İyi Yönetmen: Levent Semerci (Nefes: Vatan Sağolsun) / Mahsun Kırmızıgül (Güneşi Gördüm) / Reha Erdem (Hayat Var) / Yağmur ve Durul Taylan (Vavien) / Yeşim Ustaoğlu (Pandora'nın Kutusu) / Zeki Demirkubuz (Kıskanmak).

En İyi Senaryo: Bornova Bornova / Nefes:Vatan Sağolsun / Neşeli Hayat / Pandora'nın Kutusu / Vavien.

En İyi Erkek Oyuncu: Engin Günaydın (Vavien) / Mert Fırat (Başka Dilde Aşk) / Mete Horozoğlu (Nefes: Vatan Sağolsun) / Nadir Sarıbacak (Uzak İhtimal) / Öner Erkan (Bornova Bornova) / Yılmaz Erdoğan (Neşeli Hayat).

En İyi Kadın Oyuncu: Binnur Kaya (Vavien) / Demet Evgar (Güneşi Gördüm) / Meral Çetinkaya (Karanlıktakiler) / Nergis Öztürk (Kıskanmak) / Nesrin Cevadzade (Dilber'in Sekiz Günü) / Şerif Sezer (Deli Deli Olma).

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Cemal Toktaş (Güneşi Gördüm) / Cezmi Baskın (Neşeli Hayat) / Genco Erkal (Pazar: Bir Ticaret Masalı) / Mustafa Uzunyılmaz (Mommo:Kızkardeşim) / Settar Tanrıöğen(Vavien).
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Berrak Tüzünataç (Kıskanmak) / Derya Alabora (Pandora'nın Kutusu) / Hasibe Eren (Usta) / Lale Mansur (Başka Dilde Aşk) / Serra Yılmaz (Vavien).

En İyi Görüntü Yönetmeni: Floren Henry (Hayat Var) / Gökhan Tiryaki (Vavien) / Hayko Kırakosyan (7 Kocalı Hürmüz) / Levent Semerci ve Vedat Özdemir (Nefes:Vatan Sağolsun) / Soykut Turan (Güneşi Gördüm).

En İyi Müzik: Atilla Özdemiroğlu (Vavien) / Ender Akay ve Sunay Özgür (7 Kocalı Hürmüz) / Erkan Oğur (Mommo:Kızkardeşim) / Mazlum Çimen (Nokta) / Yıldıray Gürgen, Tevfik Akbaşlı ve Mahsun Kırmızıgül (Güneşi Gördüm).

En İyi Genç Yetenek: BKM Mutfak Oyuncuları (Neşeli Hayat) / Damla Sönmez (Bornova Bornova) / Elit İşcan (Hayat Var) / Onur Ünsal (Pandora'nın Kutusu) / Umut Kurt (Güz Sancısı).
Turkcell İlk Film Ödülü: Başka Dilde Aşk / İki Dil Bir Bavul / Mommo:Kızkardeşim / Nefes: Vatan Sağolsun / Uzak İhtimal.