akbanksanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akbanksanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2011

30. Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi

Bu yıl 30. kez düzenenlenen Günümüz Sanatçıları Sergisi, seçici kurulun değerlendirmesi sonucu eserleri bir araya gelen 11 sanatçıyı ağırlıyor. Seçici kurulu oluşturan küratörler Fulya Erdemci, Başak Şenova ve Arzu Yayıntaş; bambaşka formlarda ve tonlarda olan eserleri oldukça sade bir mekansal tasarımda bir araya getirmiş.

6-30 Temmuz 2011 tarihleri arasında Akbank Sanat'ta görülebilecek olan sergide İlgen Arzık, Mehmet Ali Boran, Ali Bozan, Baran Çağınlı, Mehmet Fahracı, Onur Gökmen, Hayal İncedoğan, Engin Konuklu, Can Kurucu, Ekin Onat ve Birol Özer'in eserleri yer alıyor.

Sergide yer alan eserler arasında beni en çok etkileyen, Ekin Onat von Merhart'ın mekanla iç içe geçen, biri tabanın 3 yüzünü deniz, diğeri tavanın 3 yüzünü gökyüzü olarak kullanan fotoğraf yerleştirmeleri "Gurbet I" (2007) ve "Gurbet II" (2010) oldu. Benim için ikinci sırada ise 1'51'' uzunluğundaki video çalışması "Rutinle Vals" (2011) ile Birol Özer geliyor. (Sergideki bir başka etkileyici video ise Ali Bozan'ın "Üçüncü Göz" (2009) çalışması.)

Sergide bulunan bir başka seride; tuval üzerine akrilik 3 çalışması ile Engin Konuklu, silinmeye başlamış olan geçmişi resmediyor. "Muğlak I" (2011) ve "Muğlak III" (2011) özellikle ilgi çekici.



Klasikleşmiş bu sergiyi, önümüzdeki yıl da Akbank Sanat'ta görebilmek dileğiyle...

28 Haziran 2011

Akbank Sanat'ta 2000'lerin Kültleri

Temmuz, tam anlamıyla bir festival ayı olacak İstanbullular için. Tünel Şenliği, One Love Festival, İstanbul Caz Festivali, sun.day.sky, Rock'n Coke, Uluslararası İstanbul Opera Festivali derken; müziğin her türlüsüne yeterince doyacak kentim seyircisi. Akbank Sanat, bu yoğun tempoda geçecek ayın öğleden sonralarına yaydığı birbirinden güzel fantastik/korku/gerilim türlerindeki filmler ile, müzik dolu bu aya sinema sıkıştırmamıza yardımcı olmuş. Hem de 2000'li yılların az ve öz bir hayran kitlesine sahip kült filmlerinden oluşturduğu bir seçki ile: Akbank Sanat Sinema Kuşağı 2000'lerin Kültleri etkinliği kapsamında 01 - 23 Temmuz tarihleri arasında Cuma ve Cumartesi günleri saat 15:00'de toplam 8 film gösterilecek.

Seçkinin en dikkat çekici yanı, hayatımda izlediğim en iyi 5 filmden ikisini içeriyor oluşu: Meksikalı Guillermo del Toro'nun 2006 yapımı "El laberinto del Fauno" (Pan's Labyrinth / Pan'ın Labirenti - 15 Temmuz Cuma) ve İsveçli Tomas Alfredson'un 2008 yapımı "Låt den rätte komma in" (Let the Right One In / Gir Kanıma - 23 Temmuz Cumartesi) filmlerinin tarafımdan ne denli hayranlıkla anlatıldığını blogu takip edenler hatırlayacaktır. İlki fantastik bir dünyayı İspanyol İç Savaşı'nın toplumsal etkileri ile bağlamayı başarırken, ikincisi günümüz popüler sinemasının ayağa düşürdüğü vampir filmlerini çocuksu masumiyete bürünmüş bir aşk üzerinden anlatmayı başarıyor. İçlerinden birini henüz izlememişseniz, bu fırsatı kaçırmamalısınız.

Heyecan verici diğer filmler Richard Kelly'nin bizi 2001 yılında Jake Gyllenhaal ile tanıştıran akıl karıştırıcı başyapıtı "Donnie Darko" (Karanlık Yolculuk - 02 Temmuz Cumartesi) ve birkaç yıl önce İstanbul Film Festivali'nde izlediğimiz Belçikalı Nic Balthazar'ın 2007 yapımı filmi "Ben X" (22 Temmuz Cuma). Bu filmler ile sosyal ilişkiler konusunda sorunları olan iki gencin; biri fantastik bir dünya ile tanışarak karmaşıklaşan, diğeri ise aşkla tanışarak çözülen hikayelerini izleyebilirsiniz. Seçkide yer alan bir diğer film ise henüz izlemediğim ve çok merak ettiğim, Fransız Géla Babluani'nin 2005'te çektiği ve bir çok "İlk Film" ödülü kazanan "13 Tzameti" (09 Temmuz Cumartesi).

Uzakdoğu Sineması'na olan önyargılı ve mesafeli yaklaşımım nedeniyle detaylı bir şekilde söz etmesem de, seçkide Japon ve Kore sinemasından Kinji Fukasaku'nun "Batoru rowaiaru" (Battle Royale / Ölüm Oyunu - 01 Temmuz Cuma), Jee-woon Kim'in "Janghwa, Hongryeon" (A Tale of Two Sisters / Karanlık Sırlar - 08 Temmuz Cuma) ve Joon-ho Bong'un "Gwoemul" (The Host / Yaratık - 16 Temmuz Cumartesi) filmleri de yer alıyor.

2 Ocak 2011

2010: Yılın En İyileri

Geriye dönüp bakıyorum da, 2010 oldukça aktif bir yıl olmuş hayatımda. 141 film izlemiş, 18 konsere, 15 sergiye gitmiş, 9 tiyatro oyunu seyretmiş, 9 festivale katılmış, (biraz utanç verici olsa da) 6 kitap okumuş ve 3 opera izlemişim 2010 boyunca. Dinlediğim şarkıları ve izlediğim dizi bölümlerini sayacak bir mekanizma ise henüz geliştirilmiş değil tarafımdan.

2010'u kendi çapımda değerlendirmek ve çeşitli dallarda kültür/sanat dolu bu yılın en iyilerini ödüllendirmek istedim. Karşınızda "Bana Göre"* yılın** en iyileri...

YILIN VİZYON FİLMİ
A Single Man / How to Train Your Dragon / Inception / Social Network / Up in the Air

YILIN FESTİVAL FİLMİ
127 Hours / Away We Go / Le concert / J'ai tué ma mère / Somewhere

YILIN VİZYON DIŞI FİLMİ
Dear Wendy (2005) / Fucking Åmål (1998) / Julie & Julia (2009) / Shortbus (2006) / Das Weisse Band (2009)

YILIN SİNEMA ETKİNLİĞİ
9. !F Bağımsız Filmler Festivali / Filmekimi 2010 / Sıfır Derecede Aşk / 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali / 13. Uluslararası Randevu İstanbul Film Festivali

YILIN ALBÜMÜ
Almost Alice - VA / Kırık Kalpler Durağında - Candan Erçetin / Masumiyetin Ziyan Olmaz - mor ve ötesi / Pis - Athena / Prepare the Preparations - Ludo

YILIN PERFORMANSI
Hindi Zahra @Ghetto / Jay Jay Johanson @Ghetto / Mika @Freshtival / Mystery Jets @Salon / Ting Tings @One Love

YILIN KLASİK MÜZİK KONSERİ/OPERASI
Dört Mevsim ve Ötesi - Academy of Ancient Music / Figaro'nun Düğünü - İstanbul Devlet Opera ve Balesi / VI. Leyla Gencer Şan Yarışması Finali / Requiem - İstanbul Devlet Opera ve Balesi / Sevil Berberi - Deutsche Oper Berlin

YILIN MÜZİK ETKİNLİĞİ
Akbank 20. Caz Festivali / 9. Efes Pilsen One Love / Miller Freshtival / 38. İstanbul Uluslararası Müzik Festivali / 1. Uluslararası İstanbul Opera Festivali

YILIN SERGİSİ

Botero @Pera Müzesi / Efsane İstanbul @SSM / Extramücadele @NON / Hüseyin Çağlayan @İstanbul Modern / Kutluğ Ataman @İstanbul Modern

YILIN KİTABI
Ali ile Ramazan - Perihan Mağden / Küçük Aptalın Büyük Dünyası - Pucca / Otomatik Portakal - Anthony Burgess / Ölü Ruhlar Ormanı - Jean Christophe Grangé / Sineklerin Tanrısı - William Golding
YILIN TİYATRO OYUNU
İntiharın Genel Provası @İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları / Kraliçe Lear @Kenter Tiyatrosu / Profesyonel @İstanbul Devlet Tiyatroları / Punk Rock @dot / Shopping & Fucking @dot

YILIN DİZİSİ
Big Bang Theory / FlashForward / Glee / Modern Family / Office

YILIN MEKANI
İstanbul Modern (Hüseyin Çağlayan, Kutluğ Ataman Sergileri; "Sıfırın Altında Aşk" ve "İdare Edemem Anne" gösterim programları.)

YILIN İNSANI
Yekta Kara (Uluslararası İstanbul Opera Festivali)

* Tamamen subjektif bir değerlendirme söz konusudur ve bu değerlendirme yalnızca gitme/görme fırsatı bulduğum adaylar için yapılmıştır.
** 28 Aralık 2009 - 26 Aralık 2010 tarihleri arasındaki kültür/sanat etkinliklerim değerlendirilmiştir.

29 Ekim 2010

Akbank 20. Caz Festivali'nin Ardından

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, İstanbul'un en önemli iki sonbahar organizasyonu hemen hemen aynı tarihlere denk geldi. Ve birine katılırken diğerini es geçmek nasıl imkansızsa, birinden söz edip diğerinden etmemek de aynı derecede imkansız. Bu yüzden geç de olsa, 20. yılını kutlamış olan Akbank Caz Festivali üzerine bir yazı ile karşınızdayım.

20 koca yılı devirmiş köklü bir festival olarak Akbank Caz Festivali, bu özel yıl nedeniyle programında da çok özel etkinliklere ve program dışında çok başarılı hareketlere imza attı. 23 Eylül - 12 Ekim tarihleri arasında Count Basie Orchestra, Sun Ra Arkestra, John Surman ve Diane Schuur gibi cazseverlerin başını döndürecek ve ağzının suyunu akıtacak isimleri konuk etmek bir yana; İlhan Erşahin, Hindi Zahra ve Wax Tailor gibi gençleri çeken isimleri de ağırladı. Bu yıl devam eden Kampüste Caz etknlikleri kapsamında ise Sarp Maden 4 İstanbul'daki, Selen Gülün Trio ise Anadolu'daki birçok üniversiteye festival boyunca cazı götürdü. Konserlerin dışında ilgnç atölye çalışmalarına, film gösterimlerine, cazlı brunch'lara, panellere ve sosyal sorumluluk projelerine yer verilen festivalin en özel eserleri ise "Akbank Caz Retrospektif: 20. Yıl Belgeseli", "20. Yolında Akbank Caz Festivali Kitabı" ve "Akbank Caz Festivali'nin 20 Yılı" albümü idi.

Cazı fazla tercih etmeyen beni bile çekmeyi başaran festivalde, üstelik tüm boş vakitlerimi ve paramı Filmekimi'ne yatırmışken, 3 konser izleme fırsatı buldum ben de:

The Count Basie Orchestra dir. Deniz Mackrel feat. Carmen Bradford:
Sürpriz bir şekilde, hiç aklımda yokken festivalin açılış konserinde buldum kendimi. Yarım asırdan fazladır kendini caza adamış orkestrayı yöneten Denis Mackrel öğrencilerin-sevdiği-müdür-yardımcısı ve stand-up'çı karışımı kişiliği ile eğlenceli bir atmosfer sağlarken; birkaç şarkıda vokallerde dinlediğimiz Carmen Bradford sesi ile büyüledi. Oturduğunuz yerde sizin bile nefesinizi kesecek trompet ve saksafon soloları da cabası...


İlhan Erşahin's İstanbul Sessions:
Geçtiğimiz yıl Müzikus'un Sabancı Üniversitesi'nde ağırladığı, benim 'Caz sevmem.' tripleriyle gidip izlemediğim ve tanıdığım herkesten mükkemmel olduğunu duyduğum bir proje olan İstanbul Sessions'ı bu kez kaçırmadım, daha önce kaçırdığıma da pişman oldum. Babylon'da; İlhan Erşahin, Alp Ersönmez, Alp Bekoğlu ve İzzet Kızıl'dan oluşan dörtlü, caz ve yöresel tınıları birleştiren hisli bir performans sergilediler. Erşahin ve grubu, türlü duyguları ve İstanbul'u saksafon, bas, davul, darbuka ile anlatmakla kalmıyor, o duyguları yaşıyorlardı adeta. Yanımdaki arkadaşımın dediği gibi: "Hepsi sanki enstrümanıyla sevişiyor."du sahnede. Zaten mükemmel bir gece yaşadıktan sonra, Bora Uzer'in sahneye fırlaması ise kelimelerin kifayetsiz kaldığı andır benim için, bizim için.


Hindi Zahra:
İlk kez birkaç ay önce dinlediğim, dinler dinlemez sesine hayran kaldığım, şarkılarını sevdiğim ve hemen ardından Akbank Caz Festivali kapsamında İstanbul'a geleceğini öğrendiğim Hindi Zahra, 8 Ekim Cuma gecesi Ghetto'daydı. Festival kitapçığında söz edildiği gibi, "Caz ve dünya müziğini benzersiz bir şekilde harmanlayan genç ve yetenekli, yarı Fransız, yarı Faslı" bir genç usta Hindi Zahra. Biraz Frida Kahlo'yu, biraz Meltem Cumbul'u andırıyor bana. Yalnızca "Beautiful Tango" ve "Stand Up" gibi popüler şarkılarına değil, hemen hemen tüm söylediği şarkılara eşlik eden bir seyirciyi beklemediği her halinden anlaşılan sanatçı da, biz sevenleri de oldukça memnun ayrıldık konserden. Bu ayki Bir+Bir Dergisi'nde yayınlanan söyleşisindeki "Birisi çıkıp da 'Sen Batı'nın müziğini yapıyorsun.' derse, 'Hadi ordan' diyorum." cümlesiyle özetlenebilir Hindi Zahra'nın yaptığı müziğin çokkültürlülüğü. O gece sahnede önce biraz utangaç bir Arap kızı, sonra saçlarını savura savura dans eden Amerikalı bir rocker, ışıklar minimum seviyeye inip sadece bir seyircisi için söylediği istek parçası sırasında ise romantik bir Avrupalı duruyordu çünkü. Hindi Zahra bu yıl hayatıma giren en güzel şeylerden biriydi. "Handmade" albümü ve İstanbul konseri de öyle.


Akbank 20. Caz Festivali boyunca süren (ve halen kaçırmamak için iki gününüz olan), Akbank Sanat'ın evsahipliği yaptığı sergi "The Rhythm of Istanbul / İstanbul'un Ritmi" ise, müzik ve görsel sanatları ses, ritim ve hareket ekseninde birleştirerek sundu bizlere. 18 Eylül - 30 Ekim aralığında süren sergi, Gisela Winkelhofer küratörlüğünde 6 uluslararası çağdaş sanatçıyı buluşturdu. Serginin en beğendiğim eserleri, Elisabeth Wallner'in kibritleri dans ettirdiği video çalışması "Metamorphosis" ve Peter Kogler'in şehir hayatını bilgisayarda tasarlanmış desenler ile özetlediği karıncalı çalışması oldu.

Akbank Sanat, yoğun bir Ekim ayından sonra, Kasım'da Piyano Günleri ve Akbank Oda Orkestrası Konserleri ile bizi sanatla buluşturmaya devam edecek.

31 Temmuz 2010

XXIX. Günümüz Sanatçıları Sergisi


22 Temmuz - 28 Ağustos tarihleri arasında Akbank Sanat'ta görülebilecek olan 29. Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi, günümüz Türk sanatçılarının eserlerinden ufak bir seçki sunuyor ziyaretçilerine. Katılacak eserler ve sanatçılar 150'den fazla eser arasından küratörler Marc Gloede ve November Paynter tarafından seçilmiş. Beyoğlu Akbank Sanat'ın iki katındaki geniş bir alanda yalnız ve izole duran eserler arasında çok farklı malzemeler ve fikirler kullanılarak yapılmış eserler bulunuyor.

Sergide eserleri bulunan sanatçılarımız Nermin Adanır, Tansu Akmansoy, Hasan Salih Ay, Müge Bilgin, Gülderen Depas, Ferit Furuncu, Sibel Horada, Aslıhan Özdemir, Emrah Şengün, Ayşe Topçuoğulları ve Deniz Üster. Bu eserler arasında geçirdiğim süre boyunca anladığım şey ise, modern sanatın bazı türlerine (örneğin deneysel videolar) sıfır toleransım olduğu.


Sergide yer alan eserler arasında en çok etkilendiğim Müge Bilgin'in mekanikleşmiş ve kirlenmiş bir dünyanın en iyi görülebildiği mekan olan otoparkları remsettiği tablo serisi "Şehir" oldu. En ufak detayına kadar yüzlerce otomobili görebildiğimiz, renksiz, cansız ve insansız tablolar bunlar.

İkinci sıramda ise Ayşe Topçuoğulları'nın "Sakız Şişirenler" adlı triptiği yer alıyor. Bir çocuk, bir adam ve beyaz bir küreden oluşuyor bu eser. Küratörlerin açıklama metninde, gayet haklı bir şekilde Bosch'un "Dünyevi Zevkler Bahçesi"ne benzetilmiş.

Sergide ayrıca gitmek, taşınmak, yanında götürmek gibi temaları işleyen Hasan Salih Ay eseri "Çekip Gitmek" ve Aslıhan Özdemir'in çocukluğumuzun Ayşegül kitaplarını hatırlatan kolajları "Cangıl" ve "Kuşlar" da görülmeye değer.


İstanbul'un en merkezi yerinde, üstelik ücretsiz olan bu sergiyi kaçırmayın!